Springsteen Hiçlikten Kurtar Beni
Ortalama puan
2,8
3 Puanlama

2 Kullanıcı yorumları

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.416 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
31 Ocak 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Warren Zanes'in aynı isimli kitabından (2023) uyarlayarak kaleme alan Scott Cooper'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Springsteen: Deliver Me from Nowhere"; biyografik bir dönem draması olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

55 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilerek...

En başta da, ziyadesiyle gereksiz bir biçimde...

Bir "Amerikan efsanesi" niteliğindeki Bruce'un, buna yol açan müziği ve bu çerçevedeki gelişim süreci yerine...

***

Artık nereden kimin aklına estiyse...

Birden, durup dururken...

Gerçek de kimseyi, pek de alakadar etmeyen psikolojik sorunlarına odaklanılması sebebiyle...

Brüt 45 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla, doğrudan gişeye çakılarak...

Yapımcılarını, ciddi anlamda hayal kırıklığına uğratan bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

- Freehold, New Jersey - 1957 -


8 yaşındaki Bruce (Matthew Anthony Pellicano Jr.)...

Annesi Adele (Gaby Hoffmann) ile beraber...

Alkolik babası Douglas'ı (Stephen Graham), eve geri götürmek amacıyla...

Takılmak da olduğu bara giderler...

***

Ve...

Eve döndüklerinde de...

Her zaman olduğu gibi yine...

Karı koca arasında, çocuklarına da sirayet eden...

Kızılca kıyamet niteliğindeki bir bağrışma ile itiş kakış da...

Devreye girerken...

***

Ki, bu da aslında bizlere...

Ürkek bir vaziyet de, odasına çekilerek sinen Bruce'un...

Çocukluk günlerine dair psikolojisini de özetlemiş olur...

***

- Riverfront Coliseum - Cincinnati, 1981 -


Sahnedeki Bruce (Jeremy Allen White)...

Menajeri ve plak yapımcısı Jon Landau'nun (Jeremy Strong), fantastik olarak nitelendirdiği performansına tanıklık eden hayranlarını...

Bir kez daha mutlu eder...

***

Ve...

Böylelikle, çıkmış oldukları "The River" (1980) albümünün turnesi de tamamlanırken...

Biraz soluklanmak isteyen Bruce...

Her şeyini düşünen Jon'un, Colts Neck, New Jersey'de kiraladığı...

Dayalı döşeli eve yerleşir...

***

Yerleşir yerleşmez de...

Gerçekleştirdiği ilk icraatı, ilk sıfır otomobili Chevrolet Camaro'yu satın almak olur...

***

Ardından da...

The Stone Pony'deki müzikli bir akşamın sonrasında Bruce...

Lise yıllarından arkadaşı Joey Romano'nun (Jeff Adler) kız kardeşi Faye Romano (Odessa Young) ile tanışır...

***

Ama...

Gerek Bruce ve gerekse de Jon için şimdilik asıl öncelik...

Yeni albümlerindedir...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 29...

***

"Patron" lakaplı Bruce Springsteen'in "Nebraska" (1982) ve "Born in the ." (1984) albümlerinin doğuş süreçlerinin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; çok büyük beklentilere girmemeleri halinde, müziğe de doyma garantili...

90 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Mert H
Mert H

Takipçi 1.612 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
16 Şubat 2026 tarihinde eklendi
80’lerin başındaki o loş, kasvetli ruh hâli çok iyi yansıtılmış. Görüntü dili sade ama etkili; özellikle iç mekân sahnelerinde yalnızlık duygusu izleyiciye geçiyor. Film boyunca müzikler ön planda ama abartılı bir “müzik şöleni” havası yok.

Zayıf tarafı ise temposu olabilir. Film zaman zaman fazla ağır ilerliyor. Büyük dramatik patlamalar bekleyen izleyiciler için fazla sakin gelebilir. Ayrıca Springsteen’i çok iyi tanımayan izleyiciler için bazı duygusal geçişler biraz eksik hissedilebilir.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler