Özel Hayat
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,0
Ortalama
Özel Hayat

Zihnin Ardındaki Gerçekler

Yazar: Onur Kırşavoğlu

Cannes Film Festivali’nde prömiyer yapan, yakın zamanda ülkemizde de Filmekimi seçkisinde gösterilen A Private Life (Özel Hayat) sinemalardaki yerini aldı. Yönetmenliğini son olarak Other People’s Children’la karşımıza çıkan Rebecca Zlotowski’nin üstlendiği filmin başrolünde, filmin tamamında Fransızca konuşan iki Oscar ödülü sahibi Jodie Foster yer alıyor. Sanırım bu anlamda Foster’ın ilk deneyimi. Ona Fransız sinemasından Daniel Auteuil, Virginie Efira, Mathieu Amalric, Vincent Lacoste, Luàna Bajrami ve Irène Jacob gibi usta isimler eşlik ediyor.

Paris’te yaşayan Amerikalı psikiyatrist Lilian Steiner’ın hastalarından birinin ölümüyle sarsılmasını ve başlangıçta intihar olarak değerlendirdiği kaybı bir cinayet ihtimaliyle soruşturmasını anlatan film, birkaç türe birden göz kırpıyor. Foster’ın başarılı performansıyla karşımıza çıkan Lilian Steiner’in kaotik iç dünyası, hem psikiyatrik bir çöküş hem de bir bilinçaltı labirenti gibi işliyor. Foster, donuk ifadeleri, dikkatli mimikleri ve Fransızcasındaki akıcılığıyla izleyiciyi bu labirentin içine çeken bir rehber görevi üstleniyor ve neredeyse her sahnede yer alıyor. Bu durum her zaman karşımıza çıkmaz, bu filmde tamamen Foster’ın izinden gidiyoruz. Onun için bu film, sadece dil değişikliği değil, Foster için oyunculuk kariyerinde radikal bir yenilenme denemesi. Foster’ın yanı sıra, Auteuil, Efira gibi Fransız sinemasının tecrübeli yüzleriyle kurulu kadro; filmin anlatıma dair iddiasını, içsel gerilimi ve ilişkisel dinamiklerin ağırlığını mümkün kılıyor. Özellikle Foster ile Auteuil arasındaki eski eş/ilişki dinamiği, filmin “kurcalanan geçmiş / kırık bağlar” temasını insani düzeye taşımakta başarılı.

.

Rebecca Zlotowski, alışık olduğu saf dramatik ya da toplumsal anlatılardan uzak durup, türleri harmanlamayı seçiyor. Film, başlangıçta klasik bir suç-soruşturma hattı üzerinden izleyiciye polisiyeyi vaat etse de ilerledikçe psikolojik baskı, hipnoz, hatıra / bilinçaltı sekansları, rüya-yeniden canlandırmaları, ebeveynlik ve sürreal imgeler devreye giriyor. Bu durum, filmi hem entelektüel hem deneysel, hem gerilim ve çokça da içsel kriz yaşayan bir karakter draması haline getiriyor. Ancak bu tür geçişkenlik ve aynı zamanda iki yönlü anlatı kimi zaman filmin temposunu düşürüyor, kimi zaman ise ton kararsızlığına yol açıyor. Gerçekliğe dair ipuçları, bellek kazıntıları ve suçluluk yükü altında kıvranan Lilian’in yolculuğu, izleyiciye klasik dedektif tatmini değil, daha çok “aklın ve ruhun karanlık koridorlarında bir gezinti” sunuyor. Bu, bazı izleyiciler için büyüleyici olabilir ama aynı sebeple filmin sonu, önce vaat edilen çözüme dair beklentileri tam tatmin etmiyor. Kaldı ki bu durum filmin en tartışmalı yanı olarak hafızalarda kalıyor.

A Private Life, belki klasik bir mükemmel polisiye / cinayet çözümü değil ama bir psikolojik örümcek ağı. Foster’ın karakterinin içine çekildiği bu labirentte, suçun kendisi kadar suçluluk, şüphe, hafıza kırıkları ve yabancılaşma da neredeyse somut. Film, bekleneni vermese de ruhu derinlemesine sarsacak bir gerilim ve psikoloji filmi olmayı başarıyor. Türün kalıplarını zorlayan, stil ve atmosferle öne çıkan, eleştirileri hak eden ve izleyiciye “gerçekliğin arkasını” düşünme alanı bırakan bir yapım. Filmin finali, hikayenin vaat ettiği gizem ve psikolojik gerilimi tam anlamıyla çözmüyor. Bazı temalar ve ipuçları belirsiz kalıyor. Bu da tatmin edici polisiyeden çok ruh hali ve ton deneyimi üzerinden etki bırakan bir sonuç ortaya koyuyor ama A Private Life, izleyiciyi hafıza, suçluluk, kimlik, yabancılaşma gibi derin varoluşsal sorularla yüzleştirirken, bunu yalnızca diyaloglarla değil, atmosfer, stil, bilinçaltı imgeler, oyunculuk nüansları yoluyla yapıyor. Kariyerinin olgun döneminde Foster’ın böylesine radikal bir Fransızca rolde yer alması, filmin uluslararası iddiasını ve cesaretini de gösteriyor. Bu haliyle film, sinemada hikayeden öte ruh hali, zihin haritaları, kimlik çelişkisi gibi katmanlarla uğraşmayı seven izleyiciler için (kusurlarına rağmen) ilgi çekici, yüzleştirici ve eğlenceli bir deneyim sunuyor.

Daha Fazlasını Göster