Senaryosunu da...
Kendi yazdığı aynı isimli romandan (2004) uyarlayarak Charlie Huston'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da...
Çok daha farklı türdeki filmlerden tanıdığımız Amerikalı sinemacı Darren Aronofsky'ın oturmak da olduğu "Caught Stealing"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış, psikolojik bir gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
40 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilerek...
Algılama özürlü izleyici sayesinde de...
Ancak ulaşabildiği, brüt 32 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla da, son derece manasız bir biçimde gişeye çakılan bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
1998 yılının, Lower East Side'ın da...
Saatler, sabahın 4'ünü gösterdiğinde...
Yıldızlarla dolu beysbol kariyeri, trajik bir olay nedeniyle başlamadan sona erince...
***
Ne yazık ki...
Henry "Hank" Thompson'da (Austin Butler) artık...
Paul'ün (Griffin Dunne) barında...
Bardaklara, halen içki doldurmak da olan sıradan bir barmen olup...
***
Annesiyle (Laura Dern) telefonda, beysbol sohbetleri yapıp...
İş çıkışında da; acil tıp teknisyeni olarak çalışıp, Chinatown'da yaşayan kız arkadaşı Yvonne (Zoe Kravitz) ile takılmak da...
***
Bir koşu, birlik de eve vardıklarında da...
Punk giyimli apartman komşusu Russ (Matt Smith) Hank'e...
Babasının felç geçirmesi sebebiyle Londra'ya dönmesi gerektiğini söyleyerek...
Bakımını üstlenmesini isteyeceği kedisi Bud'ı (Tonic) teslim etmek de...
***
O da...
Öğlen olup da...
Hem kendisi, hem de kedicik Bud için atıştırmalık bir şeyler hazırlamak amacıyla...
Koridora çıkıp Russ'ın dairesinin kapısına yöneldiğinde...
Kendisine, onu soran...
Haydut kılıklı Aleksei (Yuri Kolokolnikov) ile Pavel'i (Nikita Kukushkin) karşısında bulur...
***
Ve onlar da...
İşittiği sesler sonrasında...
Kapısını aralayan diğer komşusu Duane (George Abud) tarafından...
Polisi aramakla tehdit edilene kadar...
Bir böbreğini kaybetmesine yol açacak şekilde...
Hank'i bir güzel döverler...
***
Ki...
Böylelikle de Hank...
Tek böbrekle, zararlı etkilerinden, kolaylıkla kurtulamayacağı için...
Ve biraz da Yvonne'un zorlamasıyla...
O ana kadar hayatını karartan alkole...
En azından "şimdilik" kaydıyla...
Güzellikle veda etmek mecburiyetinde kalır...
***
Ama...
Çok geçmez...
Ve kendisini döven...
Igor Dolokhov'un adamı o iki Rus...
Yanlarına birisini daha alıp Russ'ın dairesinde arama yaptıklarında...
İyice korkan ve başının fena halde dert de olduğunu da düşünen Hank'te çareyi, New York Polis Departmanı Organize Suç Kontrol Büro'dan...
Dedektif Elise Roman'ı (Regina King) aramak da bulur...
***
Ve neticede de...
Kedisi Bud'a bakıcılık ettiği Russ ile onun yüzünden dayak yediği Rusların...
Russ'ın sakladığı bir anahtarın peşindeki...
New York'taki uyuşturucu mafyasıyla birebir alakalı, uğursuz tipler olduğu ortaya çıkarken...
***
Hem kendisinin hem de sevgilisi Yvonne'un...
Lipa (Liev Schreiber) ve Shmully (Vincent D'Onofrio) adlı iki Hasidik Yahudi'ye dikkat etmesi gerektiği de anlaşılacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 27...
***
Yönetmen koltuğunda, Aranofsky değil de sanki Guy Ritchie oturuyormuş gibi hissedeceğiniz...
Ziyadesiyle hareketlenecek olan filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenmedik pek çok ters köşe sürprizi de bünyesinde barındıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,