Kraliçe Zor Durumda
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,5
İyi
Kraliçe Zor Durumda

Yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş!

Yazar: Banu Bozdemir

Lance Hammer’ın 18 yıl sonra yönettiği, Juliet Binoche’un demansı ilerleyen annesiyle ilgili endişe duyan kızını canlandırdığı Queen At Sea, zamanın acımasızlığını bütünüyle sırtlanarak ve kızların ebeveynlerini koruma içgüdüleriyle taçlanarak sevginin yönü, konusu ve açmazları konusunda kimi zaman empatik kimi zaman da soğuk ve duygusuz bir yön izliyor.

Seafaring

Son yıllarda demansla ilgili yürek burkucu filmlerin markajında fazlaca kalıyoruz. Julianne Moore ve Anthony Hopkins’in rol aldığı Still Alice, Florian Zeller’in The Father’ı, Michael Haneke’nin Amour’u ve Gaspar Noe’nin Vortex’i de aynı kulvarda filmler hatta Queen At Sea; Amour ve Vortex’le duygu bağdaşlığı kuracak kadar derin anlar barındırıyor, bir yandan da beklenti dışı bir finalle iki insan arasında kurulan ilişkinin yıllara yayılan izini takip ediyor.

Oueen At Sea bildik bir konuya farklı bir pencereden yaklaşıyor. Amanda (Juliet Binoche) bir sabah annesi Leslie ve üvey babası Martin’i sevişirken yakalıyor, annesinin yüzündeki ifade ilginçtir ve Amanda bu durumun annesinin rızası dışında gerçekleştiğini düşünür ve Martin’i annesine tecavüz etmekle suçlar! Leslie kendinde değildir, bazı konularda karar vermesi, rıza göstermesinin mümkün olmadığı doktorlarca söylendiği, hatta aralarındaki cinselliğin sona ermesi gerektiği halde onları bu halde görmek Amanda’yı çileden çıkarır ve hemen polisi arar. Bu da Leslie ve Martin’le ilgili bir dolu prosedürün ortaya atılacağı bir sosyal ağın başlangıcına sebep olur. Leslie’nin hayatı bir anda Amanda ve Martin’in elinden kayıp gider ve sosyal temsilcilere teslim edilir. Leslie yasal süreçlerle dolu bir moda giriyor, doktorlar onu her ne kadar incitmeden muayene etseler de soruşturma sonunda kapsamlı ve incitici bir hal alıyor. Amanda her ne kadar bu kararından pişman olmuş görünse de annesini Martin’den uzakta tuttuğu için memnun görünüyor. Film karmaşıklaşan duygusal ayrıntıları köpürtürken, bizim de sabrımızı sınıyor.

Hikaye birbirini tırmandıran zor anlarla mücadele ediyor, bir yandan da seyirciye zarf atıyor. Amanda haklı mı, Martin bir istismarcı mı, yoksa kendi ifade etmek konusunda yetersiz mi; bakımevi Leslie’ye uygun mu yoksa onun aklını mı karıştırıyor gibi bir sürü sarmalın içinde Leslie için en iyi olanı bulmaya çabalıyoruz. Film bu soruları önümüze sıralarken neyse ki didaktik olmaktan uzak! Bir yandan Martin’in karısını çok sevdiği ve onun bakıcısı olduğu gerçeği, Amanda’nın onları ayırma ihtimaliyle çarpışıyor film boyunca. Bir yandan da şuna vurgu yapıyor, Amanda ve kızı geçici olarak, annesine bakmak için taşınmış durumda. Yani Martin’in karısını tanıdığı onun arzuları, istekleri konusunda asla kötücül olamayacağını anlatmaya çalışıyor. Bunu öyle bir yapıyor ki Martin’in yaşadığı travma da başka bir boyut kazanıyor.

Film dramatik açıdan bizi içine çekerken sosyal gerçekçiliğin sınırlarına da dokunduruyor. Her ne kadar Ken Loach benzeri bir sosyal sorgu mekanizması yaratsa da sonunda bu sistemi çürüten bir yaşanmışlık algoritması var. Sistem tüm saldırganlığıyla Leslie’yi sosyal deneye tabii tutmaya çalışsa da Amanda bile şikayetlerinin yetersiz kaldığını anlıyor.

Film oyunculuklar açısından iyi ama filmi şekillendiren biraz da Leslie’yi oynayan Anna Calder Marshall. Boş bakışları, sözsüz mimikleri, bazen düştüğü dehşet anlarının dışavurumu ve içgüdüleriyle hareket eden bir bedene dönüşmesi onun varlığını çok daha görünür yapıyor. Tom Courtenay inatçı ve eşlikçi bir adamı iyi canlandırırken, Binoche ise tükenmişliğin sınırlarındaki bir kadını dengeli bir yola oturtmayı başarıyor. Görüntü yönetmeni Adolpho Veloso’nun karakterlerin etrafında bıraktığı oyun alanları ve çeşitli banliyö görüntüleriyle onları kendi içlerindeki ilişki dinamiğine hazırlıyor. Bu da filme nefes alanları açıyor.

Queen At Sea, izleyiciye fazlasıyla pas atan bir film, akıllardaki sorular için zor cevapları olan, duygusal açıdan zor ve inişli çıkışlı bir film. Hammer, filmin kurgusunu da üstlenmiş ve filmdeki çıkmazları, herkesin hayatında travmatik anlar yaratan sahneleri hızlıca toparlayıp filmin umutlu bir sonla ışıldamasını sağlıyor.

Daha Fazlasını Göster