Senaryosunu...
Danny Boyle ile birlik de, serinin yaratıcılarından diğer ötekisi (ve de aslında en önemlisi) konumundaki Alex Garland'ın kaleme aldığı...
Ve yönetmen koltuğunda da, her zamankinin aksine, Boyle'un yerine bu kez Nia DaCosta'nın oturmak da olduğu "28 Years Later: The Bone Templer"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Korkunun, "Zombie" ve "Psikolojik (Psychological)" alt kategorilerinde, özenle kurgulanılmış olmasının yanı sıra...
Gizemini de uzunca bir süre koruyan, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
63 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen...
Ve brüt 57,9 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla da, ne yazık ki, doğrudan gişeye çakılan...
Serinin bu dördüncü filmine de, biraz daha yakından bakalım...
***
Vuku bulan felaketin sonrasında, çaresizce ortalık da dolanan...
Spike (Alfie Williams) adındaki, küçük ve bir o kadar da çelimsiz yapıdaki bir çocuk...
Kendi kendini, "Sir Lord" olarak ilan eden Jimmy Crystal (Jack O'Connell) isimli bir meczubun liderliğindeki, "Fingers" çetesinin eline düştüğünde...
Onlardan, kendisinden katbekat iri ve güçlü yapıdaki Jimmy Shite'ı (Connor Newall)...
Giriştikleri teke tek bir kavgada, alt ederek öldürür öldürmez...
***
El mahkum bir biçimde...
Yani çaresizce, üyeliklerini...
Jimmy Ink (Erin Kellyman), Jimmy Jones (Maura Bird), Jimmy Snake (Ghazi Al Ruffai), Jimmy Jimmy (Robert Rhodes), Jimmima (Emma Laird) ve Jimmy Fox'un (Sam Locke) yaptığı...
Çapulcu niteliğindeki...
Gözü dönmüş, bu katiller sürüsünün arasına katılmak mecburiyetinde kalırken...
***
Çetenin alameti farikalarından birisi durumundaki...
Shite'ın kafasındaki, sapsarı bir peruk da...
Kanlar içindeki cansız bedeninden alınarak...
Doğrudan kendisine devredilir...
***
Ardından da...
Kötücül egolarını tatmin etmek amacıyla...
Hep beraber yola koyuluverirler...
***
Bu arada...
Yer altındaki bir sığınak da tek başına yaşayan Dr. Ian Kelson (Ralph Fiennes)...
Ve yakalayıp kıstırdıkları normal insanları, canlı canlı avlayarak beslenen enfekte olmuş vaziyetteki bir grubun "Alfa" nitelikteki lideri...
Samson (Chi Lewis-Parry) ile de tanışırız...
***
Ki...
Söz konusu bu Samson...
Dr. Kelson'ın, kendisine, üflemeli silahıyla fırlattığı morfin karışımlı, uyuşturucu bir iğneye, ziyadesiyle bağımlı hale geldiği...
Ve sırf o yüzden de, vücuduna iğne fırlatılarak uyuşturulmasına, gönüllü olarak izin vermesi nedeniyle...
Diğer sağlıklı insanlara yaptığı gibi ona saldırmaz...
Hatta zamanla aralarında, dostça bir ilişki de gelişmeye başlar...
***
Ama...
Çok geçmez konuya...
Av peşindeki, enfekte insanlardan tecrit edilmiş mekanları...
Lord Jimmy ve ekibince basılan...
Karnı burnundaki, hamile Cathy (Mirren Mack), Tom (Louis Ashbourne Serkis), George (David Sterne), Matthew (Elliot Benn) ve Jane Ji'de (Lynne Anne Rodgers) dahil olur...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 29...
***
Yeryüzündeki en korkunç virüsün...
Bedenen sağlıklı görünen insanın, bizzat kendisinin olduğunun gözlere sokulmaya çalışıldığı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; yukarıda, isimlerini zikrettiğimiz rakip gruplar arasındaki korkunç bir mücadelenin damgasını vurmasına ilaveten...
Son dakikada devreye sokulan konuk yıldız Cillian Murphy aracılığıyla, olası bir devam filmine de selam çakılan...
80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,