Başlangıçlar
Ortalama puan
2,3
5 Puanlama

2 Kullanıcı yorumları

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Can Eyüp
Can Eyüp

111 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
14 Eylül 2026 tarihinde eklendi
Yormayan ancak pek de bir şey katmayan bir film olmuş. Dişe dokunur bir senaryo yok; ancak bir yandan da senaryonun bazı kısımlarının hayatın çok içinden olduğunu söyleyebilirim. Mesela İstanbul insanının bozulmuş sosyal ilişkilerini ve kariyerli insanların dahi iletişimlerinde artık ne derece kaprisli davrandığını başarılı resmetmiş. Ancak bunun haricinde pek bir şey vaat etmiyor. Baş karakterle de bağ kuramıyorsunuz. Anlamsız yan karakter seçimleri var mesela. Kapakta yer verecek kadar ön plana çıkan ikinci kadın karakter filmde olmasa da olurmuş.

Filmin en problemli yanı ise karakterlerin fazlasıyla sevimsiz olmaları. İki iş arkadaşı da birbirinden beter, sevimsiz ve sivri dilli. Anne desen soğuk nevale. Yakın arkadaşı da şöyle böyle işte. Dede karakteri hariç içinizi açacak tek bir karakter yok. Hâliyle filmden kasvet akıyor.
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.505 değerlendirmeler Takip Et!

1,0
19 Ağustos 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Aysın Kadirbeyoğlu ile birlikte kaleme almasının yanı sıra...

İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çeken Ozan Yoleri'nin yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Başlangıçlar"; her ne kadar, en azından sadece bizim açımızdan, kapalı bir kutu olarak görülse de...

Özellikle de, hakkında yazılan olumlu yorumlar sebebiyle, merak ve büyük beklentilerle...

Seyretmek ve gerekli değerlendirmeleri de yapmak amacıyla bilgisayar ekranı başına geçtiğimiz ve maalesef, çok kısa bir süre içerisinde de, "ziyadesiyle abartılmış" olduğunu...

***

Ve de hatta...

Ne yapılmaya çalışıldığının da ayırdında olmadığımızı saniyeler içerisinde fark ettiğimiz, gereksiz sürprizlerle dolu bir drama olarak geliyor karşımıza...

***

İşte, tam da bu bağlamda...

Aynen her seferinde olduğu şekilde...

Yine bu kez de...


"Gelin isterseniz...

Oldukça düşük bir bütçeyle kotarıldığı, hemen her halinden belli olan bu filme biraz daha yakından bakalım..."


Demek istesek de...

***

An itibarıyla...

Büyük bir sabırla, on üçüncü dakikaya gelmemize karşın...

Başrol karakteri Defne'nin (Ahsen Eroğlu), yeni yetme taşralılara özgü bir edayla...

Sıklıkla sigara tüttürdüğü sahneler dışında da halen...

Mevzunun, ne olduğuna dair...

Herhangi bir ize rastlayamadık...

***

Elbette böyle olunca da...

Aslında, 10 dakikalık kısa bir filmle dahi rahatlıkla anlatılabilecek bir konunun...

Anlamsız bir biçimde, çekilip sündürülerek...

93 dakikalık bir hale getirildiğine karar verir vermez...

İzlemeyi keserek, yorumunu ertesi gün paylaşacağımız bir sonraki filme geçtik...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş...

Ve üstelik de...

Tüm uyarılarımıza rağmen, evrensel sinema dilinden bihaber bazı eleştirmenlerin ballandıra ballandıra dillendirmeleri ("ve gerçek de, kısmen bu yüzden de olsa Türk sinemasında, nitelikli yapımlara az rastlanıyor olması") nedeniyle...

"Sabun köpüğü" kıvamındaki bu filmi, seyretmeye devam edecek olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için...

Kendi anlatımımızı da...

Burada noktaladık...

***

Devamında ne olduğunu bilmediğimiz gibi merak da etmediğimiz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; fazlasıyla gereksiz bulduğumuzu yinelemek de ısrarcı olacağımız...

Ve en azından bizim açımızdan...

Zaman israfından öte, pek bir şey ifade etmediğini de belirteceğimiz...

80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler