Senaryosunu da...
Donald Westlake'in "The Ax" (1997) isimli romanından uyarlayarak, Lee Kyoung-mi, Don McKellar ve Jahye Lee ile birlik de kaleme alan...
"Sympathy for Mr. Vengeance" (2002), "Oldboy" (2003) ve "The Handmaiden" (2016) misali...
Sıra dışı nitelikteki filmlerden de tanıdığımız, Güney Koreli usta sinemacı Park Chan-wook'un yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Eojjeolsuga eobsda / No Other Choice"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
29 Ağustos 2025 tarihindeki dünya prömiyerinin, büyük ödül için yarıştığı Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yapılmasının yanı sıra...
3 kategorideki Golden Globe ödülüne de aday gösterilen bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Man-su (Lee Byung-hun)...
Bir kağıt üretim şirketi olan Solar Paper'ın...
Bir eli yağda, diğer bir eli de balda durumdaki kıdemli bir mühendis çalışanı olup oradan...
İyi de miktar da, para da kazandığı için...
Çocukluğunun geçtiği evi satın alıp, ev hanımı karısı Lee Mi-ri (Son Ye-jin) ve onun ilk evliliğinden olan ergenlik çağındaki oğlu Si-one (Woo Seung Kim) ve öğretmenince bir viyolonsel dehası olarak kabul edilen, 10 yaşındaki kızı Ri-one (So Yul Choi) ile beraber yaşamak da...
***
Böylelikle de...
Mutlu ve mesut bir biçimde yoluna devam eden Man-su kendini...
"İstediği, hemen her şeye sahip", şanslı birisi olarak düşünmekteyken...
***
Birden...
25 yıldır emek verdiği Solar Paper...
Aralarında, Man-su'nun bizzat kendisinin de bulunduğu bir kısım çalışanını, iş den çıkartarak...
Sokağa atıp, yoksulluğa mahkum edecek...
Amerikalı işverenler tarafından satın alınır...
***
Uğradığı şok sonrası...
Konuya ilişkin terapi gruplarına katılan Man-su...
Sıklıkla, kendi kendine...
3 ay içinde, yeni bir iş bulup, yepyeni bir başlangıç yapma sözü de verir...
***
Ama...
Ne yazık ki, bu sözü...
Olumsuz piyasa koşulları sebebiyle, bir türlü gerçekleştiremez...
***
Durum, bu hale gelince de...
Dr. Oh Chin-ho'nun (Yoo Yeon-seok) diş kliniğinde yarı zamanlı bir iş de çalışmaya başlayan Mi-ri...
Kocası Man-su iş buluncaya kadar...
Kendi otomobilinin, daha küçük bir otomobille değiştirilmesi ve kredi borçları ödenemeyen, oturdukları evin satılması hususları baş da olmak üzere...
Aralarında, evdeki bir kısım eşyanın da satılması ve kendi tenis dersleri ile Netflix aboneliğinin iptali dahil...
Kimi yönden, uçuk kaçık da görülen, bir takım tasarruf tedbirlerini gündeme getirir...
***
Zira...
Man-su'nun, kendi ifadesiyle...
3 ay içinde iş bulacağına inanmaları nedeniyle aile...
Harcama alışkanlıklarını değiştirmemiş vaziyettedir...
***
Üstelik bu halde de...
Yoksa...
Kapılarına dayanması kaçınılmaz olan icra dosyaları sayesinde, kısa bir süre içerisinde, büsbütün çıkmaza girmeleri...
Önlenilemez bir hal alacak...
***
Ve elbette...
Alınan bu tedbirler çerçevesinde...
Evde besledikleri, iki köpekten de...
Vazgeçmek mecburiyetinde kalacaklar...
***
Ve kağıt sektöründe kalma arzusundaki Man-su'nun aklına da...
Nihai ve kalıcı bir çare olarak...
Japon kağıt pazarını da ele geçiren Moon kağıt şirketinin...
Özellikli Kağıtlar Departmanı'nın Hat Müdürü Choi Seon-chul (Park Hee-soon) ile o ortadan kaybolduktan sonra...
Onun yerine, öncelikli aday olabilecek kişilerin...
Birer birer öldürülerek, yok edilmeleri...
Bu şekilde de, söz konusu pozisyon için teklif ve işe kabul sırasının, kaçınılmaz olarak kendisine gelmesi beklenecek...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 39...
***
Gerim gerim gerilirken...
Yoğun bir çaba sarf eden Man-su, kan ter içinde kalır...
Gırgır ve şamatanın da, adeta dibine vurulurken...
Artık 21. yüzyılın, elle tutulur somut birer gerçeği haline gelip, insanın yerine istihdam edilen, yapay zeka ve robot teknolojilerine de dikkat çekilen...
Yeni nesil kapitalist üretim ilişkilerinin merkeze alındığı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; uzun süresine ve anlamadıkları Korece dilindeki melodilerine karşın, sıkılmadan izlemeye devam edeceklerinden emin olduğumuz...
100 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,