En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.465 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
25 Haziran 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da kaleme almasının yanı sıra...
Fransız sinemasının, sıra dışı işlere attığı imzalar ile de tanınan isimlerinden Julia Ducournau'nun yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Alpha"; psikolojik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
19 Mayıs 2025 tarihindeki dünya prömiyeri...
Aday gösterildiği büyük ödül, "Altın Palmiye" için de yarıştığı, Cannes Film Festivali'nde yapılan...
Ve...
"Festival gayeli" bir prodüksiyon olduğu da, apaçık bir şekilde ortada olan bu filme...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Yakın arkadaşlarından, Adrien (Louai El Amrousy) ile birlik de takılmak da olduğu...
Bir partide, kullandığı alkol ve uyuşturucunun etkisi altındayken...
13 yaşındaki Alpha'nın (Mélissa Boros) koluna...
Tanımadığı bir adam tarafından, fark ettiği an itibarıyla annesi Dr. Maman'ın (Golshifteh Farahani)...
Steril olmadığını tahmin ettiği bir iğne ile...
Adının baş harfini içeren bir dövme yapılır...
***
Bu durumda Maman...
Bir türlü elde ayak da durmak ve uslanmak nedir, asla bilmeyen Alpha'yı...
Ertesi sabah, çalıştığı hastaneye götürüp...
Hem bir tetanos aşısı yaptırma...
Hem de, yaşanmak da olan...
Yakaladığı insanı, mermerden bir heykel sütuna çeviren, mevcut virüs salgınına karşı teste tabi tutturma kararı alır...
***
Ki nihayetinde süreç...
Başlangıç da, öyle de yürür zaten...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 20...
***
Söz konusu dakika itibarıyla...
Anlaşılan o ki...
Ziyadesiyle şaşırtıcı bir şekilde...
Her birine dair, kapsamlı birer yorumu yine bu mecrada paylaştığımız "Grave" (2016) ve "Titane" (2021) ile dahi hızını, kesinlikle alamamış...
***
Ve finale doğru da hızla yürürken...
Umulmadık bir biteviyelik de çalmayı sürdüren, "elveda" çanlarının sesleri eşliğindeki...
Ducournau'nun fantastik bakış açısının, hız kesmeden yoluna devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 108 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
İzledikten sonra aklımda kalan ilk şey filmin yarattığı garip ve rahatsız edici atmosfer oldu. Bu film klasik bir dram ya da korku filmi gibi ilerlemiyor. Daha çok izleyiciyi yavaş yavaş içine çeken, zaman zaman da huzursuz eden bir hikaye anlatıyor.
Filmin en güçlü taraflarından biri kesinlikle atmosferi. Bazı sahnelerde diyalog çok az ama yine de gerginlik hissediliyor. Kamera kullanımı ve görüntüler izlerken sürekli bir huzursuzluk yaratıyor. Sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi bir his var. Bu da filmi oldukça yoğun bir deneyime dönüştürüyor.
Oyunculuklar da oldukça başarılı. Özellikle Alpha karakterini oynayan oyuncu karakterin içindeki korkuyu, yalnızlığı ve kafa karışıklığını iyi yansıtıyor. Annesiyle olan sahneler ise filmin duygusal tarafını güçlendiriyor. Anne-kız ilişkisi film boyunca önemli bir yer tutuyor ve hikâyeyi daha kişisel bir noktaya taşıyor.
Bu açılış sahnesi o kadar masum görünüyor ki, neler olup bittiğini tam olarak anladığınızda tamamen yürek parçalayıcı hale geliyor. Şoka hazır olun, çünkü bu filmde gördüğüm hiçbir şeye benzemiyor ve kelimelerle tarif edilemeyecek kadar etkileyici. Şimdi bu insanların karşı karşıya kaldığı travmanın ortasında aile hayatına dair ferahlatıcı bir bakış açısı sunuluyor ve bu harika bir şekilde rahatlatıcı. Bu ailenin karşı karşıya kaldığı temel salgını bu açıdan hiç görmemiştim ve bu, şimdiye kadar tanık olduğum en çarpıcı şekilde tasvir ediliyor. Film görsel olarak duyuları zorluyor ve nasıl hissedeceğinizden veya bu çılgınlığın herhangi bir anlamı olup olmadığından emin olamıyorsunuz. Filmin trajedisinin ortasında, yaşama isteğini gösteren isyankar bir patlama var.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.