Dangerous Animals
Ortalama puan
2,8
5 Puanlama

2 Kullanıcı yorumları

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
2 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.382 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
26 Ocak 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...

Nick Lepard'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da...

"The Loved Ones" (2009) ve "The Devil's Candy" (2015) gibi ilgi gören, yakın zamanlı filmlerinden de yakından tanıdığımız Avustralyalı sinemacı Sean Byrne'nın oturmak da olduğu "Dangerous Animals"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Psikolojik (Psychological)" ve "Slasher" alt kategorilerinde, itinayla harmanlanarak kurgulanılmış...

Bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

17 Mayıs 2025 tarihindeki dünya prömiyeri...

Cannes Film Festivali'nin "Yönetmenlerin On Beş Günü (Directors' Fortnight)" kısmında gerçekleştirilen...

ABD - Avustralya ortak yapımı bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

Bir gece önce tanışıp, geceyi birlik de geçirmiş durumdaki...

Kanadalı Greg (Liam Greinke) ve İngiliz Heather (Ella Newton) isimli, seyahat ederek Avustralya'ya gelen iki genç turist, her açıdan, ziyadesiyle eksantrik karakterdeki tekne kaptanı Bruce Tucker (Jai Courtney) tarafından işletilen...

İçinde, dalış amacıyla kullanılan, tam teçhizatlı bir köpekbalığı kafesini de barındıran "Tucker's Experience (Tucker'ın Deneyimi)" adındaki tekneyi, önceden randevu almamış olmalarına rağmen...

Şanslarını denemek gayesiyle, öylesine bir ziyaret eder...

***

Ama...

Hiç de ummadıkları bir biçimde...

Özellikle de, sahipsiz ve de herhangi bir ebeveyn veya kardeş yahut da benzeri bir yakının kontrolünden azade olmaları nedeniyle...

Tucker tarafından, anında kabul edilerek, tekneye alınır...

***

Ardından da...

Yedi yaşındaki küçük bir çocukken, sörf tahtasının üzerinde...

Beyaz bir köpekbalığının saldırısına uğrayarak ısırılan Tucker'ın teknesiyle...

Okyanusa açılıverirler...

***

Ki böylelikle de...

Tucker, her ikisini de...

Söz konusu kafese, iyice bir yerleştirip...

Derinlilere, köpekbalıklarının arasına yollayacak...

***

Tekneye yeniden çıktıklarında da...

Tucker onlardan, gırtlağını kestiği Greg'i yem olarak köpekbalıklarına...

Gerisin geriye atarken...

Heather'ı da esir alacak...

***

Ve derken...

Bir market de, tesadüfen karşılaşan Zephyr (Hassie Harrison) ile Moses Markley'in (Josh Heuston) yolları kesişiverirken...

***

Çok geçmeyecek...

Seviştiği Moses'ı, kahvaltı öncesi evde bir başına bırakıp, sörf yapmak için sabahın zifiri karanlığında sahile inen Zephyr'in karşısına, talih bu kez...

Çaktırmadan, arkasından saldırarak...

Kafasına bir poşet geçirip, kendisini bayıltacak olan Tucker'ı çıkartacak...

***

Tekneye götürüldüğünde de Zephyr kendini...

Heather ile ikisine, zindansı bir hapishane hücresi olarak tasarlanan aynı kamarada...

Bileklerinden, birer metal somyaya kelepçelenerek zapt edilmiş bir vaziyet de bulacak...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalayacağız...

Dakika 28...

***

Zephyr ile Heather'ın, kurbanlarına karşı gerçekleştirdiği tüm işkence ve seri cinayetleri...

VHS kasetlere kaydedip arşivleyen Tucker'ın elinden kurtulup kurtulamayacağının belli olacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenilmedik nitelikteki ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

Yeter ki, çok da büyük ve abartılı beklentilere sahip olmayın...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Mert H
Mert H

Takipçi 1.580 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
7 Şubat 2026 tarihinde eklendi
Bazı olay örgüsü seçimleri tahmin edilebilir ve tür klişelerine eğilimi var. Bazen tanıdık korku motiflerine bilinçli bir gönderme de görüyoruz. Psikolojik gerilim ile köpekbalıklarının birleşimi bir film. İzlenir.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler