Seni Öldürecekler
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,0
Ortalama
Seni Öldürecekler

Eğlenceli Bir Saçmalık!

Yazar: Onur Kırşavoğlu

Kirill Sokolov’un İngilizce dilindeki ilk uzun metrajı olan They Will Kill You, ilk bakışta tür sinemasının aşina olduğumuz damarlarından beslenen, fakat bunu yüksek dozda stil ve şiddetle yeniden paketlemeye çalışan bir “horror-action” hibriti olarak öne çıkıyor. Film, New York’ta elit bir apartman kompleksi olan Virgil’e temizlik görevlisi olarak giren Asia’nın aslında bir tür kurban ritüelinin parçası haline geldiğini fark etmesiyle başlıyor. Bu kapalı mekan anlatısı, sınıf gerilimi, okült ritüeller ve intikam anlatısını tek bir potada eritmeye çalışıyor. Yönetmen Sokolov, senaryoyu Alex Litvak’la birlikte kaleme alırken, başrollerde Zazie Beetz, Patricia Arquette, Heather Graham, Myha’la ve Tom Felton gibi oyuncular yer alıyor.

Warner Bros

Sokolov’un önceki filmi Why Don’t You Just Die!’da da görülen kinetik enerji ve grotesk mizah, burada daha büyük bütçe ve daha geniş bir oyuncu kadrosuyla yeniden üretilmiş. Ancak bu genişleme, filmin en büyük açmazını da beraberinde getiriyor: Kontrolsüz bir ton. Film bir yandan kanlı bir “beat ’em up” aksiyonuna ve b-film anlatısına yaslanırken, diğer yandan kara mizah ve sınıfsal taşlama arasında gidip geliyor. Bu geçişler kimi anlarda canlı ve eğlenceli hissettirse de bütünsel bir sinema dili kurmakta zorlanıyor. Sinematik açıdan bakıldığında film, özellikle aksiyon koreografisi ve fiziksel şiddetin sahnelenişiyle dikkat çekiyor. Mekanın kat kat ilerleyen yapısı, neredeyse video oyunu seviyelerini andıran bir seyir yaratıyor; karakter yukarı doğru ilerledikçe karşılaştığı düşmanlar da çeşitleniyor. Bu yapı, seyirciye ritmik bir ilerleme hissi veriyor. Ayrıca pratik efektlerin kullanımı —özellikle parçalanan bedenler, kopan uzuvlar ve grotesk detaylar— filmin enerjisini yükselten önemli unsurlar arasında.

Ancak bu görsel yaratıcılık, anlatının yüzeyselliğini gizlemeye yetmiyor. Hikaye temelde son derece tanıdık: Alt sınıftan gelen bir karakter, yozlaşmış elitlerin içine sızar ve hayatta kalmak için savaşır. Film bu çatıyı kuruyor ama derinleştirmiyor. Sınıf eleştirisi yüzeyde kalıyor; karakterlerin motivasyonları çoğu zaman şematik. Yan karakterler ise neredeyse tamamen işlevsel figürler olarak kalıyor. Zazie Beetz’in performansı bu noktada filmin en güçlü taşıyıcı unsuru. Fiziksel olarak ikna edici bir aksiyon oyunculuğu sergilerken, karakterin duygusal geçmişine dair kırıntıları da inandırıcı biçimde aktarıyor. Ancak senaryonun sınırlılığı, onun performansının da tam anlamıyla parlamasını engelliyor. Yardımcı oyuncular ise karikatürize edilmiş rollerde sıkışıp kalıyor; bu da filmin tonal karmaşasını daha da belirginleştiriyor. Bu arada, bu filmi izlerken hiç ciddiye almayıp filmin de kendini ciddiye almadığını düşünüp tamamen aksiyonun içinde eğlenceli 100 dakika geçirmek de mümkün. Bu da izleyici beklentisi ve tercihi noktasında alınacak keyfi artıracak ya da düşürecek bir sonuca götürür izlenceyi.

Film boyunca Kill Bill, The Raid ya da Evil Dead gibi farklı tür ve tonlardan izler görmek mümkün. Bu referanslar başlangıçta keyifli bir his yaratıyor ama ilerledikçe de filmin özgünlüğünü törpülüyor. Filmin temposu da iki uç arasında gidip geliyor. İlk yarıdaki hızlı kurgu ve art arda gelen aksiyon sekansları, seyirciyi içine çekerken, ikinci yarıda bu tempo yorucu bir tekrar hissine dönüşüyor. Şiddetin dozunun sürekli artması, dramatik gerilimi yükseltmek yerine etkisini azaltıyor. Özellikle final bölümünde, anlatının dramatik zirvesi yerine görsel kaosun öne çıkması, filmin duygusal etkisini zayıflatıyor.

Sonuç olarak; They Will Kill You, tür sinemasının saf eğlence potansiyelini tamamen göz ardı eden bir film değil. Aksine, zaman zaman kendini ciddiye almayan, neredeyse “B-movie” estetiğine göz kırpan bir tavrı var. Bu yönüyle, seyirciye bilinçli bir aşırılık sunuyor. Ancak bu aşırılık, güçlü bir anlatı omurgasıyla desteklenmediği için kalıcı bir etki yaratmakta zorlanıyor. Film, stil ile içerik arasındaki dengesizliğin tipik bir örneği. Görsel yaratıcılığı, enerjik aksiyon sahneleri ve başrol performansıyla dikkat çeken film, zayıf senaryosu, türev hissi ve tonal dağınıklığı nedeniyle potansiyelinin gerisinde kalıyor. Tüm bunlara rağmen daha önce belirttiğim gibi tamamen kafayı boşaltıp beklenti düşürerek keyif almak mümkün. Sokolov’un sineması hala ilgi çekici bir vaat taşıyor; ancak bu film, o vaadin henüz tam anlamıyla olgunlaşmadığını gösteriyor.

Daha Fazlasını Göster