“Hawaii’de Kuduz Bir Şempanze…”
Yazar: Gizem Şimşek Kaya18hz Production, British Film Commission ile Quebec Production ortak yapımcılığında çekilen Primate, ülkemizde gösterime girdiği adıyla Primat’ın yönetmen koltuğunda Storage 24 (2012), The Other Side of the Door (2016), 47 Meters Down (2017), The Strangers: Prey at Night (2018), 47 Meters Down: Uncaged (2019), Resident Evil: Wellcome to Raccoon City (2021) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Johannes Roberts oturuyor. Senaryosunu yönetmen Roberts ile Ernest Riera’nın birlikte kaleme aldıkları filmin görüntü yönetmenliğini Stephen Murphy üstlenmiş. Müzikleri Adrian Johnston tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Johnny Sequoya, Jess Alexander, Troy Kotsur, Victoria Wyant, Gia Hunter, Benjamin Cheng, Charlie Mann, Tienne Simon gibi isimler bulunuyor.
18hz Production
Filmin konusunu bir grup arkadaşın tropik tatilinin, kaldıkları yerin evcil şempanzesinin kuduz olmasıyla bir kâbusa dönüşmesi oluşturuyor. Üniversite tatilinde Hawaii’deki evine dönen Lucy, ailesiyle ve evcil şempanzesi Ben’le yeniden bir araya gelir. Ancak Ben, bir hayvan tarafından ısırılmış ve kuduz kapmıştır. Kontrolünü kaybeden şempanze saldırganlaşır ve Lucy, arkadaşlarıyla birlikte hayatta kalmak için havuzda barikat kurarak vahşi Ben’e karşı mücadele etmeye başlar.
CGI yerine pratik efektlerin oldukça fazla kullanıldığı yapım; tek mekânda geçmesinin sunduğu sıkışmışlık hissi nedeniyle Stephen King’in Lewis Teague yönetmenliğinde sinemaya uyarlanan ve bir yarasa tarafından ısırıldıktan sonra kuduza yakalanarak sahiplerine saldıran bir köpeği konu edinen Cujo (1983) ve şempanzenin saçtığı dehşet nedeniyle Jordan Peele’nin 2022 yapımı Nope filminde yer alan şempanze Gordy sekanslarının birleşiminden oluşmuş bir hikâye sunuyor. Ailenin bir üyesi gibi olan, kelimeleri sese dönüştüren ve çocuk eğitimi için kullanılan bir aletle düşüncelerini aile üyelerine aktarabilecek şekilde eğitilmiş bir evcil hayvanın delirerek ailesi olarak gördüğü insanlara saldırmasını temel alıyor. Ancak hikâyenin daha kurulum aşamasında bazı sorunlar bulunuyor; Hawaii’de şempanze sahibi olmanın yasak olmasının yanı sıra kuduz vakasının görülmediği tek eyalet de burası. Şempanzenin kuduz olduğu için suya yaklaşmamasını kabul etsek de onların yüzememesine dair bilgiler de tam bir fiyasko. Ancak bu hatalar üzerine kurulu olan filmi izlemek ise hayli eğlenceli.
Pratik efektlerin kullanılması, ölümlerin oldukça dehşet verici ve kanlı olması filmin artı yönleri ancak bir kez izledikten sonra tekrar dönüp izlemek isteyeceğiniz bir film olmadığının da altını özellikle çizmek gerekiyor. John Carpenter’ın müziklerine benzer müzik kullanımı ise filme artı puan kazandıran yönlerden biri. Bununla birlikte Lucy’nin babasının sağır olmasının, filmin bazı sahnelerindeki gerilimi arttırıcı rolü; kesinlikle bir kez de olsa izlenmeye değer bir etki yaratıyor. Gerilimin de başarılı bir şekilde verildiğini söylemek mümkün ancak başta Lucy olmak üzere tüm karakterler en saçma kararları vererek izleyicilerin adeta delirmelerine neden oluyorlar. Bunlara ek olarak tüm karakterlerin alabildiğine derinliksiz olduklarını da belirtmekte fayda var.
Sonuç olarak Primate; CGI yerine pratik efektleri bolca kan banyosu eşliğinde sunan ancak daha hikâyenin üzerine kurulduğu iskelette bolca sorunları olan, izleyip rahatlıkla unutulabilecek bir korku filmi. Fazla beklenti olmaksızın tercih edilebilir.