Primat
Ortalama puan
3,0
1 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.409 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
5 Mart 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Ernest Riera ile beraber kaleme alan, korku sinemasının deneyimli ve tanınmış simalarından Johannes Roberts'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Primate"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

***

Korkunun, "Gore (Splatter)" alt kategorisinde özenle kurgulanılmış olmasının yanı sıra...

İşlevsel olarak da, tanıdık klişelere takılmak yerine...

Ezber bozmayı dener nitelikteki, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

Özellikle de, saatlerce süren bir uğraşı neticesinde, şempanze Ben karakterinin, yoktan var edilerek yaratılması yahut da ortaya sürülmesi işi baş da olmak üzere...

Ustalıkla devreye sokulan, tüm makyaj uygulamalarıyla dikkatleri üzerinde toplayan bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

Film...


"İlk hidrofobi vakası, M.Ö. 2300 yılında kaydedilmiştir... Enfekte olmuş hayvanlar, suyu gördüklerinde kelimenin tam anlamıyla çıldırmaktadırlar...

Eğer 48 saat içinde müdahale edilmezse, tedavisi de mümkün olamamaktadır...

Hidrofobi, günümüzde daha çok 'delilik' anlamına gelen, Latince sözlük 'Rabies (kuduz)' ile anılmaktadır..."


Biçimindeki, kısa bir teknik ön bilgilendirmeyle başlarken...

***

Hawaii'nin ücra köşesindeki bir evin bahçesinde konuşlandırılmış, demir parmaklıklar ardındaki kafesinde...

Bizzat sahibi Adam Pinborough'ça (Troy Kotsur), gerek duyularak yapılan "bir acil çağrı" sonrasında...

Sağlık durumunu kontrol edip, kendisine yiyecek de vermek amacıyla...

Şempanze Ben'i, her zaman olduğu şekilde ziyaret eden veteriner hekim Doug Lambert (Rob Delaney)...

Aynı Ben (Miguel Torres Umba) tarafından, suratı parçalanarak öldürülür...

***

Bu olaydan 36 saat önce...


Yıllarca, Hawaii'deki evinden uzak da kalan üniversite öğrencisi Lucy Pinborough (Johnny Sequoyah)...

Arkadaşı Kate (Victoria Wyant)) ve Kate'in sürpriz konuğu Hannah (Jess Alexander) ile birlik de...

Duyma (ve dolayısıyla da konuşma) engelli, ünlü yazar babası Adam Pinborough ve kız kardeşi Erin (Gia Hunter) ile...

***

Vakti zamanında...

Dilbilimci annesinin getirip aralarına yerleştirdiği gibi ona, insanlarla iletişim kurmayı da öğrettiği...

Neredeyse, ailenin mutat fertlerinden biri halini alan şempanze Ben'i de görmek umuduyla...

Uçakla evine dönmek de...

***

Aynı esnada da...

Drew (Charlie Mann) ve Brad (Tienne Simon) adlı delikanlılarla tanışmak da...

***

Vardıklarında da...

Lucy'nin babasının, yeni çıkan kitabıyla ilgileniyor ve tarihi önceden ayarlanmış bir imza gününde de...

Hayranlarıyla buluşacak ve o yüzden, mecburen şehir dışına çıkacak olması sebebiyle...

Kendilerini, Lucy'nin hayranlıkla süzdüğü, Kate'in erkek kardeşi Nick (Benjamin Cheng) karşılarken...

***

Bu da aslında...

Lucy'nin evlerinin...

Yapılacak uzunca bir kutlama partisi için...

Uygun durumda olacağı anlamına da gelmesine ilaveten...

***

Çok geçmeyecek ve Ben'in...

Kafesine dalan bir firavun faresi tarafından ısırıldığı...

Ve her ne kadar...

Lucy'nin babası Adam, ilk fark ettiğinde bunu, pek önemsemese...

***

Hatta...

Tedbir olarak da...

Evde bıraktığı gençlere onun, sadece kafesinde kilitli tutulmasını önerse de...

Aslında Ben'in böylelikle...

Kuduzun pençesine yenik düştüğü ortaya çıkacak...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalayacağız...

Dakika 22...

***

Maruz kaldığı, dehşet verici virüs nedeniyle...

Çıldırmış vaziyetteki Ben ve onunla beraber aynı ev ile müştemilatında sıkışıp kalan Lucy, Kate, Hannah, Erin ve Nick'in verecekleri yaşam mücadelesinin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; söz konusu gençler adına, kabus misali ve bir o kadar da...

Etrafa saçılan kanla dolu geçen, 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler