Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
“Uğultulu Tepeler”i seyrettikten sonra Emerald Fennell’in bu ay Londra’da BFI’da (British Film Institut) gösterilmek üzere seçtiği “13 stilize aşk filmi” seçkisini gördüm. Hepsi de birbirinden iyi filmler… Ama “Uğultulu Tepeler”i seyrederken açıkçası hiçbirini hatırlamadım. Fennell’in filmini seyrederken benim aklıma daha çok, 1980’lerde reklamcılıktan gelen biçimci İngiliz yönetmenleri ve özel olarak da Adrian Lyne’ın filmleri geldi.“Uğultulu Tepeler”, gişelerde nasıl sonuç alır bilmiyorum ama gelecekte Emily Bronte’nin klasik romanının en iyi uyarlamalarından biri olarak anılmayacağı kesin…
Eleştirinin tamamı için: Habertürk
Milliyet
Yazar: Müjde Işıl
Fennell’in romana sadık kaldığını söylemek zor. Bunun başlıca sebebi, popüler oyuncularının varlığıyla birlikte bu gotik tutku hikâyesini genç seyircinin ilgisini çekecek şekilde süslemek ve modernize etmek. Filmin pazarlama stratejisinde bu yöntemin ‘erotik dram’ olarak seçildiğini gördük. (...) Sadece bununla seyirci çekmek amaçlanınca hikâyenin güçlü yanları geri planda kalmış. Kavuşamayan gençlerin yaşadığı ruhsal çöküş, Cathy’nin sınıfsal evliliği ve Heathcliff’in intikamcılığı neredeyse unutulmuş filmde.
Eleştirinin tamamı için: Milliyet
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
Edebiyat tarihindeki yerini çoktan bulmuş yapıtları sinema perdesinde isteyen, istediği gibi yorumlama hakkına sahip midir? Geldiğimiz yer ve tarih itibariyle elbette muhafazakârlığa yer yok! Lakin bu tür fırça darbelerinin içi dolu olmalı ve var olan yapının üzerine taze bir ruh, bakış eklenmeli, yeni taş konmalı. Fennell’sa görüntü yönetmeni Linus Sandgren’in enfes kadrajları, Anthony Willis’ın etkileyici müzikleri ve Charli XCX’in şarkıları eşliğinde klipvari bir anlatımı yeğlemiş ve görselliğe yüklenmiş.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
T24
Yazar: Atilla Dorsay
İşte son günlerin kendine özgü filmlerinden... İstinye Park’taki gösterimini kaçırmıştık, çok sevgili dostumuz Günay Ezer’in cenazesi dolayısıyla... Ama bu filmi yakalamak da doğrusu şart değilmiş. Beni öylesine hayal kırıklığına uğrattı ki... Şöyle bir bakalım.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Habertürk
“Uğultulu Tepeler”i seyrettikten sonra Emerald Fennell’in bu ay Londra’da BFI’da (British Film Institut) gösterilmek üzere seçtiği “13 stilize aşk filmi” seçkisini gördüm. Hepsi de birbirinden iyi filmler… Ama “Uğultulu Tepeler”i seyrederken açıkçası hiçbirini hatırlamadım. Fennell’in filmini seyrederken benim aklıma daha çok, 1980’lerde reklamcılıktan gelen biçimci İngiliz yönetmenleri ve özel olarak da Adrian Lyne’ın filmleri geldi.“Uğultulu Tepeler”, gişelerde nasıl sonuç alır bilmiyorum ama gelecekte Emily Bronte’nin klasik romanının en iyi uyarlamalarından biri olarak anılmayacağı kesin…
Milliyet
Fennell’in romana sadık kaldığını söylemek zor. Bunun başlıca sebebi, popüler oyuncularının varlığıyla birlikte bu gotik tutku hikâyesini genç seyircinin ilgisini çekecek şekilde süslemek ve modernize etmek. Filmin pazarlama stratejisinde bu yöntemin ‘erotik dram’ olarak seçildiğini gördük. (...) Sadece bununla seyirci çekmek amaçlanınca hikâyenin güçlü yanları geri planda kalmış. Kavuşamayan gençlerin yaşadığı ruhsal çöküş, Cathy’nin sınıfsal evliliği ve Heathcliff’in intikamcılığı neredeyse unutulmuş filmde.
Hurriyet
Edebiyat tarihindeki yerini çoktan bulmuş yapıtları sinema perdesinde isteyen, istediği gibi yorumlama hakkına sahip midir? Geldiğimiz yer ve tarih itibariyle elbette muhafazakârlığa yer yok! Lakin bu tür fırça darbelerinin içi dolu olmalı ve var olan yapının üzerine taze bir ruh, bakış eklenmeli, yeni taş konmalı. Fennell’sa görüntü yönetmeni Linus Sandgren’in enfes kadrajları, Anthony Willis’ın etkileyici müzikleri ve Charli XCX’in şarkıları eşliğinde klipvari bir anlatımı yeğlemiş ve görselliğe yüklenmiş.
T24
İşte son günlerin kendine özgü filmlerinden... İstinye Park’taki gösterimini kaçırmıştık, çok sevgili dostumuz Günay Ezer’in cenazesi dolayısıyla... Ama bu filmi yakalamak da doğrusu şart değilmiş. Beni öylesine hayal kırıklığına uğrattı ki... Şöyle bir bakalım.