En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.394 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
29 Aralık 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu...
Ayşe İlker Turgut'un kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Can Ulkay'ın oturmak da olduğu "Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi"; anlatılan dönemin, dekor, kostüm ve mekânsal çevre bağlamında başarıyla canlandırıldığı, belgesel lezzetindeki bir biyografik drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Her bir karesinde, ziyadesiyle temiz ve bir o kadar da titiz bir işçiliğin çıkartıldığını gördüğümüz...
En azından, seyredir seyretmez, öyle olduğunu da düşündüğümüz...
Bu Netflix platformu filmine, biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
İtalya’nın Fiorentina ve Fransa’nın Nice takımlarında iki yıl oynamasının ardından...
Real Madrid'ten gelen teklifi de, "teşekkür edip" geri çevirerek, 1953 yılında İstanbul'a ve Fenerbahçe'sine...
Bir daha ayrılmamacasına, dönüşüyle başlarken...
***
Birden kendimizi...
Kısa bir süre sonra da zaten...
Filmin kurgusuna esas teşkil ettiğini fark edeceğimiz, Halit Kıvanç'ın (Onur Ay) kendisiyle...
Palace Hotel'de, röportaj yaptığı bir sahnede buluruz...
***
Ki...
Böylelikle de mevzu, ilk olarak...
Top peşinde koşturmasını değil de, okuyup adam olmasını isteyen
Yoksul balıkçı Baba Hristo'nun (Halit Ergenç) oğlu Lefter'in, çocukluk günlerini yaşadığı...
1933'ün Büyükada'sına uzanıverir...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 16...
***
Lefter'in futbolu ile aşklarının yanı sıra...
"Varlık vergisi" ve "6-7 Eylül olayları" gibi siyasi olaylarının da damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; Can Bartu, Turgay Şeren, Baba Hakkı ve Metin Oktay misali...
Söz konusu yılların, tanınmış futbol karakterlerinin de sahne alacakları...
Nihayetinde de, oldukça meşhur bir ifadeyle, "Ver Lefter’e yaz deftere” dedirten, 110 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Sıkılmadan izleyeceğiniz, duygusal ve rakip takım efsaneleri Metin Oktay ve Baba Hakkı'ya aşırı saygı gösterilen bir yapım olmuş. Sadece özel hayatı fazla abartılı geldi bana. Yapımda emeği geçenlerene teşekkür ediyorum.
fb'nin çakma şampiyonluklarını legal yapma çabasından başka bişey değil zaferin rengi filmi ile bu filmin aynı amaca hizmet ettiği aşikar. Kimse yemiyor bu çabaları!!!
Berbat bir yapıt olmuş, izlememiz gereken Lefter'in yasak aşkı değil, özel hayatı değil, Türk futbol tarihindeki ve Fenerbahçemdeki başarıları olmalıydı. Ömrümde daha kötü bir biyografik film görmedim, bu açıdan eserinizle gurur duymalısınız!
Berbat bir film sanki hayırlı bişey yapmış gibi bi de yasak aşk izletiyorlar gerçekte de böyleyse lefter keşke iyi bi futbolcu olacağına karakterli bi insan olsaymış da karısına çocuğuna ihanet etmeseymiş
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.