Senaryosunu da kaleme almasının yanı sıra...
İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çeken Hikmet Kerem Özcan'ın, yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Hakkı"; define avcılığı konusuna, Ege bölgesindeki halkın ziyadesiyle alışık olduğu, etkileyici bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Adana Film Festivali'nde 3, Montreal Uluslararası Film Festivali'nde de "En İyi Film" ödülünü kazanarak, hanesine artı olarak yazdıran bu Türk filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Hakkı (Bülent Emin Yarar), karısı Nermin (Hülya Gülşen) ve kızı Sudenur (Tuana Almacı) ile birlikte tarihi eskilere dayanan Bergama'nın bir köyünde yaşayıp...
Geçimlerini de, yakınlardaki bir antik kentin önünde...
Turistik heykelcikler satıp, isteyene rehberlik de yaparak sağlamaktadır...
***
Derken...
Günlerden bir gün...
Kendilerini ziyarete gelen bacanağı Necmi (Cem Zeynel Kılıç)...
Evlerinin bahçesindeki, yüzlerce yıllık bir ağacın köklerinin, özellikle de bahçe duvarını...
Yıkılacak kadar tahrip ettiğini fark eder etmez...
***
Hakkı'yı, o bölgeyi iyice bir kazarak...
Ortaya çıkartacağı ağacın kökünü...
Elektrikli bir testereyle kesmesi hususunda uyarır...
***
Ki yoksa...
Sinsice ilerlemeye devam eden bu kök...
Çok geçmeden evin duvarının da çatlamasına yol açacak...
***
Hal böyle olunca da...
Tüm ekipmanı Necmi'den tedarik eden Hakkı...
Vakit geçirmeden kazıya da başlar...
***
Sıra...
Kökün kesilmesi kısmına geldiğinde de...
Toprağın altından, antik döneme ait olduğu anlaşılan...
Altın kaplamalı bronz bir heykelcik çıkar...
***
Bulduğu parçayı...
Götürüp bir yerlere saklayan Hakkı...
Ardından da konuyu...
Heykeli satın alacak birilerini ayarlayabileceğini düşündüğü Erhan'a (Özgür Emre Yıldırım) açar...
***
Zira...
Umduğu miktardaki bir paraya satabilirse...
Aynen bacanağı Necmi ile baldızı Selda (Duygu Gökhan) gibi kasabada bir restoran açıp...
Kasasına da, İzmir dışındaki başka bir şehirde üniversite okuyan oğlu Doruk'u (Durukan Çekikkaya) oturtma hayalleri kurmaktadır...
***
Ki...
Çok geçmeyecek ve karşılığında 2 milyon TL istediği defineyi...
Yanlarına korumasıyla (Fatih Zenginoğlu) beraber gelip...
Sadece 500 bin TL ödeyen...
Bir kaçakçıya (Ahmet Kaynak) satacak...
***
Sonrasında da...
Eline geçirdiği, bu hazır paraya güvenerek çalışmayı da bırakıp...
Evinin zemin katında...
Bulduğuna benzer daha pek çok değerli antik parçanın mevcut olması gerektiğine inanan Hakkı...
Yaz tatili için köye dönen oğlu Doruk ve ailenin diğer fertleriyle beraber...
Kazıya başlayacak...
***
Fakat...
Asıl bomba...
500 bin TL'ye sattığı ve İpsala Sınır Kapısı'nda yakalanan "Altın Başlı Artemis Heykeli"nin...
Gerçek değerinin 5 milyon Avro olduğu ortaya çıkınca patlayacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 45...
***
İşittiği bu, aslında dolandırılmış olma haberi sebebiyle...
Adeta kafayı yiyen Hakkı'yı canlandıran Bülent Emin Yarar'ın performansının damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; çevresini de üzen Hakkı'nın, çaresizce çırpınışlarını izleyecekleri...
50 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,