Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Birgün
Yazar: Tuğçe Madayanti Şen
Recife ise bu anlatının kalbinde yer alıyor. Şehir, sadece bir arka plan değil; kolektif hafızanın canlı bir taşıyıcısı. Karnavalın coşkusu, müzik, dans ve güneş; tüm bu yaşam enerjisi, görünmez bir baskıyla sürekli çarpışıyor. Mendonça Filho bu çelişkiyi yalnızca tematik olarak değil, görsel düzlemde de kuruyor. Derin odak kullanımı sayesinde ön plandaki neşe ile arka plandaki tehdit aynı anda, aynı netlikte var olabiliyor. Eğlence ile korku birbirini iptal etmiyor; aksine, birbirini daha da görünür kılıyor. Marcelo’nun sığındığı apartman dairesi bu çelişkinin mikro ölçekteki karşılığı. Kaçakların, kaybolma ihtimaliyle yaşayanların mekânı olan bu daire, bir yas alanına dönüşmüyor. Tam tersine, içkinin, dansın ve kahkahanın eksik olmadığı bir yaşam alanı olarak varlığını sürdürdüyor. Yönetmen burada çok net bir şey söylüyor: yaşam enerjisi, diktatörlüğün ciddiyetini bozan bir karşı kuvvettir.
Eleştirinin tamamı için: Birgün
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
Filmin girişinde Marcelo benzin almak için gittiği istasyonda üzeri mukavvayla örtülü bir ceset görüyor. Finale doğru hayatını kaybeden tetikçinin üzeri de manşetinde “Karnavalda ölü sayısı 91” yazılı bir gazeteyle örtülüyor. Kleber Mendonça Filho kayıpların önemsenmediği, rejimin muhaliflerin yanı sıra iktidarla arası iyi olan güç odaklarının kin beslediği kişileri yok etmekte çok rahat davrandığı, üst düzey kiralık katillerin 60 bin real’e aldıkları işi un taşıyarak hayatını kazanan küçük çaplı tetikçilere 4 bin real’e ihale ettikleri, para karşılığı herkesi satabilen ihbarcılarla dolu bir ülkeyi resmediyor. Yani meseleler bazen mukavvayla bazen de gazetelerle örtülüyordu. Geçen yılın Brezilya filmi ‘Hâlâ Buradayım’ faşist cuntanın işlediği gerçek bir cinayeti, yani üst düzey rezillikleri anlatıyordu, ‘Gizli Ajan’sa çürümenin, yozlaşmanın sıradan insanlardaki yansımalarında dolaşıyor. Kesinlikle kaçırmayın derim.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
Habertürk
Yazar: Atilla Dorsay
İşte çok uzaklardan gelen ve üstelik aşırı uzun (160 dakikalık) bir film...Ama öylesine çekici ve kendine özgü bir yapım ki… Son Cannes Film Festivali’nde yönetmen ve erkek oyuncu ödüllerini almış. Dünya basınının verdiği ortalama oy ise 10 üzerinden 8… Daha ne istenir?..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Birgün
Recife ise bu anlatının kalbinde yer alıyor. Şehir, sadece bir arka plan değil; kolektif hafızanın canlı bir taşıyıcısı. Karnavalın coşkusu, müzik, dans ve güneş; tüm bu yaşam enerjisi, görünmez bir baskıyla sürekli çarpışıyor. Mendonça Filho bu çelişkiyi yalnızca tematik olarak değil, görsel düzlemde de kuruyor. Derin odak kullanımı sayesinde ön plandaki neşe ile arka plandaki tehdit aynı anda, aynı netlikte var olabiliyor. Eğlence ile korku birbirini iptal etmiyor; aksine, birbirini daha da görünür kılıyor. Marcelo’nun sığındığı apartman dairesi bu çelişkinin mikro ölçekteki karşılığı. Kaçakların, kaybolma ihtimaliyle yaşayanların mekânı olan bu daire, bir yas alanına dönüşmüyor. Tam tersine, içkinin, dansın ve kahkahanın eksik olmadığı bir yaşam alanı olarak varlığını sürdürdüyor. Yönetmen burada çok net bir şey söylüyor: yaşam enerjisi, diktatörlüğün ciddiyetini bozan bir karşı kuvvettir.
Hurriyet
Filmin girişinde Marcelo benzin almak için gittiği istasyonda üzeri mukavvayla örtülü bir ceset görüyor. Finale doğru hayatını kaybeden tetikçinin üzeri de manşetinde “Karnavalda ölü sayısı 91” yazılı bir gazeteyle örtülüyor. Kleber Mendonça Filho kayıpların önemsenmediği, rejimin muhaliflerin yanı sıra iktidarla arası iyi olan güç odaklarının kin beslediği kişileri yok etmekte çok rahat davrandığı, üst düzey kiralık katillerin 60 bin real’e aldıkları işi un taşıyarak hayatını kazanan küçük çaplı tetikçilere 4 bin real’e ihale ettikleri, para karşılığı herkesi satabilen ihbarcılarla dolu bir ülkeyi resmediyor. Yani meseleler bazen mukavvayla bazen de gazetelerle örtülüyordu. Geçen yılın Brezilya filmi ‘Hâlâ Buradayım’ faşist cuntanın işlediği gerçek bir cinayeti, yani üst düzey rezillikleri anlatıyordu, ‘Gizli Ajan’sa çürümenin, yozlaşmanın sıradan insanlardaki yansımalarında dolaşıyor. Kesinlikle kaçırmayın derim.
Habertürk
İşte çok uzaklardan gelen ve üstelik aşırı uzun (160 dakikalık) bir film...Ama öylesine çekici ve kendine özgü bir yapım ki… Son Cannes Film Festivali’nde yönetmen ve erkek oyuncu ödüllerini almış. Dünya basınının verdiği ortalama oy ise 10 üzerinden 8… Daha ne istenir?..