Gizli Ajan
Ortalama puan
2,8
2 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
1 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.382 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
10 Şubat 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da kaleme alan Kleber Mendonça Filho'nun yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "O Agente Secreto"; gizemini uzunca bir süre koruyan, siyasi içerikli bir drama olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilerek...

Ne yazık ki, gerçek de hak ettiğinin tam da aksine...

Yalnızca, brüt 14,5 milyon dolarlık bir hasılat rakamına ulaşabilen, yahut da oraya takılıp kalan...

***

Ve nihayetinde de...

1974 - 1979 yılları arasındaki...

Cumhurbaşkanı Ernesto Beckmann Geisel liderliğindeki, Brezilya askeri diktatörlüğünün yarattığı veya ülkede oluşturduğu, korkunç "faşizan atmosfer"e dair...

Sadece küçük...

Ama ziyadesiyle ürkütücü ve bir o kadar da etkileyici bir kesitin sunulduğu bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

Hani, filmde aslında zaten...

Bu tarihsel birikimden yoksun olanlara ilişkin, net ve bir o kadar da belirleyici bir tutumla:


"Hikayemiz, 1977'de Brezilya'da, çok çalkantılı zamanlarda geçiyor..."


Şeklindeki bir bilgilendirmeyle başlar...

***

Ve sığınmayı planladığı...

Bir liman kenti olduğu bilinen Recife'ye doğru yol almaktayken...

Yerde, yaklaşık bir haftadır yatmak da olan, silahla vurularak öldürülmüş olmasının yanı sıra...

Sıklıkla kendisinden, atacakları bir ısırıkla parça koparmak arzusundaki sokak köpeklerinin saldırısına da maruz kalmasına ek olarak...

Üzeri kartonlarla örtülerek, kokuşmaya bırakılmış vaziyetteki bir soyguncunun cesedinin bulunduğu, küçük bir benzin istasyonunda...

Cebindeki son nakit parayla, aracına yakıt ikmali yapmak isteyen Armando Solimões yahut da yeni kimliğine uygun adıyla Marcelo Alves (Wagner Moura)...

Hiç de beklemediği bir anda...

Oradan geçen ve kendisinden...

Açıkça rüşvet de isteyen, Federal Karayolu Polisi'nin psikolojik tacizine maruz kalır...

***

Aynı esnada ise...

Yozlaşmış nitelikteki, sivil Polis şefi Dr. Euclides Cavalcante (Robério Diógenes) ile Sergio (Igor de Araújo) ve Arlindo (Ítalo Martins), bayram sırasında yakalanmış bir kaplan köpekbalığının içinde bulunan kopmuş bir insan bacağının...

Kime ait olduğunu araştırmaktadırlar...

***

Derken...

Gideceği yere iyice yaklaşan Marcelo, şehrin içinden aracına...

Yeni bir düzen kurabilmesi amacıyla kendisine, apartmanındaki dayalı ve döşeli durumdaki bir daireyi tahsis eden...

Bayan Dona Sebastiana (Tânia Maria) ile onun yardımcısı genç Clóvis'i de (Robson Andrade) alır...

***

Böylelikle, eve vardıklarında da...

Aynı bedeni paylaşan...

Siyam ikizi tarzındaki Laiza ve Elis isimli...

Kedicikler ve diğer apartman çalışanlarından Joana (Priscila Ferraz) ve etine dolgun Maria ile de tanışır...

***

Ki, çok geçmez sıra Marcelo'nun...

Apartman sakinlerinden...

Cláudia (Hermila Guedes) ve kızı Débora (Gal Moreira Borges) ile karşılaşmasına da gelir...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 41...

***

Marcelo'nun gerçek kimliğini ve kaçış nedenini...

Tüm ayrıntılarıyla öğreneceğimiz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; onun yaşayacağı, kabus biçimindeki sürprizlerle dolu gerilimin damgasını vuracağı...

Latin Amerika'daki, ABD destekli faşizan darbe ve yönetim rüzgarlarının estiği siyasi dönemin havasını, Şili örneğinde, başarıyla beyaz perdeye aktaran Pablo Larraín'in "Şili Üçlemesi"ni oluşturan filmleri kıvamında, "destansı" ve bir o kadar da "çarpıcı" bir tarzda kurgulanılmış olmasına ilaveten, "şiddetle" herkese de önerebileceğimiz...

120 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler