En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.375 değerlendirmeler
Takip Et!
1,5
9 Temmuz 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu Virginia Gilbert'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Bruce Goodison'ın oturmakta olduğu "Black Cab"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Ziyadesiyle başarısız bir şekilde...
Korkunun, "Psikolojik (Psychological)" ve "Paranormal" alt kategorilerinde...
Beraberce mix edilerek, harmanlanılma çabasına girişilmesine ek olarak...
Gizemini de uzunca bir süre koruyan...
"Vasat" bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
"Black Cab"ın kurgucuları Virginia Gilbert ile Bruce Goodison isimli, filmin başat sinemacıları aslında meramlarını...
10 dakikalık kısa bir film ile de dahi...
Kolaylıkla ifade edebileceklerken...
***
Durup dururken, olması beklenen "yalın" ve bir o kadar da "çarpıcı" geleneksel sinema anlayışına...
Ciddi anlamda tezat da teşkil edercesine...
Gereksiz yere çekip uzattıkları...
Hatta sündürdükleri ve düşük bütçeli olduğu da, hemen her halinden...
Bir o kadar da belli olan, uzun metrajlı bu Shudder platformu filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Akşam üzeri...
Saat 17:22 gibi...
Kabuslarla dolu bir ikindi uykusundan uyanan Anne'ın (Synnove Karlsen) cep telefonu...
Kendisine akşamki buluşmalarını...
Anımsatmak isteyen nişanlısı Patrick (Luke Norris) tarafından çaldırılır...
***
Ardından da...
Dişlerini itinayla fırçalayan Anne soluğu...
Kendileriyle, tatsız bir korku hikayesini paylaşan Patrick'in yanı sıra...
Yakın dostları...
Jessica (Tessa Parr) ve Ryan (George Bukhari) çiftinin de hazır bulunacakları yemek de alır...
***
Ki...
Şampanyalar yudumlanarak içilirken aynı Patrick...
Yemekteki konuklarına...
Yakında evlenecekleri Anne'ın evine taşınacağı müjdesini de verirken...
***
Yaşanan tüm bu gelişmelerden pek de mutlu olmadığı...
Tavırlarından hemencecik anlaşılan Anne ile müstakbel kocası Patrick...
Söz konusu yemeğin nihayetinde...
***
Kapılarının içeriden açılmamasına ilaveten...
Dışarıdan, içerisinin görünmemesi amacıyla...
Camlarının da siyah bir filtreyle kaplanmış durumda olduğu bir taksiye binerek...
Restoranın önünden uzaklaşır...
***
Uzaklaşırlarken de...
Taksi şoförü Ian'ın da (Nick Frost) kulak misafiri olacağı bir biçimde...
Kendi aralarında tartışmaya başlarlar...
***
Ve bu yüzden de...
Konuya anında müdahil olan Ian...
Hafiften geriye dönüp...
Hamile olduğunu da fark ettiği eski müşterisi Anne'a...
Hamilelik mevzusundan tamamen bihaber durumdaki Patrick'i indirip...
Başka bir taksiye bindirerek göndermeyi teklif etse de...
***
Önerisi kabul görmeyen Ian bu kez işin...
Kendi "zorbalık şovunu" gerçekleştirme faslına geçerken...
***
Anne ile Patrick'i etkisiz hale getireceği...
Elindeki...
Plastik kelepçe ve elektrikli şok cihazı misali...
Bagajdan çıkartıp getireceği...
Ufak tefek araç gereçten yararlanmayı da ihmal etmez...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 25...
***
Yağmurlu bir Londra akşamında...
Psikopat bir kaçık olduğunu açıkça belli eden Ian ile mağdur ettiği Anne ve Patrick'in...
Tıkılı kaldıkları, kapalı tek bir mekanda...
Birlikte çıkacakları bu anlamsız ve yorucu yolculuğa bir kadının hayaletinin de (Tilly Woodward) eşlik edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; "bitse de kurtulsak artık" diyebileceğiniz türdeki, 63 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Hikaye doğrusal ilerliyor. Pek bir sürpriz yaratmadı. Final sahnesi de beklentimi karşılamadı maalesef. Psikolojik gerilim yönünden iyi olsa da ancak çerezlik olarak izlenebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.