En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Burak Özkaya
1 değerlendirme
Takip Et!
1,0
22 Haziran 2026 tarihinde eklendi
Feminist propagandası yapıcam diye Anadolu'yu aşağılayan, gerçeklikten kopuk zaman kaybı bir film.. Her sahnesi bir mesaj vermek üzerine yazılmış. İzlerken artık gına geliyor,yeni nesil netfilix filmlerinin Türk Anadolu versiyonu çalışması gibi olmuş. Tek güzel tarafı çekildiği yerin doğal güzelliği...
Herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği, "kör göze parmak" misali toplumsal cinsiyet rollerini sorgulayan, kadın-erkek eşitsizliğini, emekçi kadınların gücünü, feminist söylemlerle ve mizahi unsurlarla pekiştiren, komedi-dram türünde, ailece izleyebileceğiniz sıcak samimi bir festival filmi. Nur Sürer ve Osman Sonat'ın sergiledikleri performans da ayrıca güzeldi.
Film eğlenceli hoş bir seyirlik. Kadın hakları ve kasaba hayatı hakkında yüzeyselde olsa bazı dertleri var. O dertlerini hoş bir tebessüm ile anlatmayı beceriyor. Ama bu film nasıl festivallerde başarılı oldu anlayamadım. Küçümsemek istemiyorum ama en iyilerden biri bu film ise Türk sineması tahminimizden daha da kötü durumda ve diğer filmler sürünüyor demektir. Ya da festivaller hakkında komplo teorileri kurmak lazım.
Ortak senaristler Senem Birlik ve Karden Kasaplar ile birlikte Erdi Işık'ın kaleme aldığı ve ilk uzun metrajlı (debut) sinema filmini çeken Nadim Güç'ün de yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Mukadderat"; Kastamonu Cide'de...
Bölgeden bihaber olanlara, turistik bir gezi de yaptırılan...
Bünyesinde "laiklik" ve dolayısıyla da ...
Kadın ve erkek arasındaki...
Orta doğu toplumlarında yerleşik, "cinsiyet eşitsizliğine" dair ciddi manadaki vurgulara da işaret edilen...
Sıra dışı bir "dramedy (drama comedy)" olarak geliyor karşımıza...
İlçe merkezindeki kahvehane işletmecisi oğlu Nevzat'ı (Osman Sonant) arar...
***
Ki...
Aynı gün, öğlen namazını müteakip...
Cide'nin Merkez Camii'nde kılınacak cenaze namazı sonrasında...
Defin işlemi de gerçekleştirilir...
***
Derken...
Babasının ölüm haberini alan, İstanbul'daki bir bankanın çalışanı Reyhan'da (Aslıhan Gürbüz)...
Kocası Kemal (Cem Zeynel Kılıç) ve kızı Ecem (Ahenk Çalım) ile beraber...
Cenaze evine çıkıp gelir...
***
İşte...
Ertesi gün...
Bütün ailenin bir araya geldiği kahvaltıda...
Nevzat, Reyhan, Kemal ve Cavidan...
Oturmuş, babaları Recep'ten miras kalan...
Özellikle de malvarlığının...
Nasıl değerlendirileceği hususu üzerinde konuşup tartışırlarken...
***
Birden ortaya atılan Sultan'da...
"Ben evlenmek istiyorum!" demesin...
Ve herkesi şaşkına çevirmesin mi...
***
Elbette...
İlk anın şokunu atlatan çocukları Nevzat ile Reyhan'da...
Hemen annelerine itiraz etseler de...
Yaşamının sonrasında, tek başına kalmaktan korkan Sultan, bu konudaki ısrarını sürdürmeye devam eder...
***
Hatta...
Uykusuz geçirdiği gecenin sabahında soluğu...
Bir önceki yıl karısı Esma'yı kaybetmesinin yanı sıra...
Gençliğinde, kendisi için yanıp tutuştuğunu bildiği bakkal Rüstem'in (Necmettin Çobanoğlu) dükkanın da alsa da...
***
Bu kez de...
Rüstem tarafından terslenerek evine gönderilir...
***
Neyse sıra...
Avukat Zeki'nin ofisindeki, Recep'in vasiyetnamesinin okunması faslına da gelir...
Ki orada da...
Kocasının Sultan'a...
Evlenmemesi koşuluyla, banka hesabındaki 50 bin TL'nin...
25 bin TL'lik kısmını bırakmasına ek olarak...
***
Medeni Hukuk'a aykırı bir şekilde...
Tarlayı da çocukları arasında...
Üçte ikisi Nevzat'a, kalan üçte biri de Reyhan'a böldüğü gerçeği de ortaya çıkar...
***
Böylelikle de...
Yepyeni bir cümbüş de başlamış olur...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 25...
***
Sultan'ın arkadaşı Hanife (Sacide Taşaner) ve "ilham perisi" niteliğindeki pansiyoncu Hayriye'nin de (Deniz Özerman) devreye girecekleri filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; Nur Sürer'in performansına ilaveten kadın dayanışmasının da damgasını vuracağı, 65 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Mukadderat, adından da anlaşılacağı üzere, kader kavramını masaya yatırıyor. Ancak bunu, teslimiyetçi bir yerden değil, tam tersine, kaderin dayatılan değil, bizzat bireyin kendi eylemleriyle şekillenen bir olgu olduğunu vurgulayarak yapıyor.
Nur Sürer, Sultan karakterine olağanüstü bir yorum katıyor. Yılların tecrübesiyle, karakterin acısını, inadını, cesaretini ve içsel gücünü her bir bakışına, her bir mimiğine sızdırıyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülü, bu unutulmaz performansın haklı bir tescili. Aslıhan Gürbüz, annesinin kararını sorgularken kendi iç çatışmalarını da yaşayan Reyhan karakterinde, Osman Sonant ise geleneksel erkek egemen zihniyetin ve aile baskısının temsilcisi Nevzat rolünde son derece başarılı portreler çiziyorlar.
Yönetmen Nadim Güç, filmin atmosferini yaratmada büyük bir başarı gösteriyor. Kastamonu'nun Cide ilçesinin doğal güzellikleri, Karadeniz'in hırçın dalgaları ve taş evlerin dokusu, hikayenin melankolik ama bir o kadar da umut dolu ruhunu besliyor. Güç'ün rejisi, karakterlerin duygusal gelgitlerini ve iç dünyalarını yansıtmada oldukça etkili. Kamera kullanımı, didaktik bir anlatımdan kaçınarak, olayları ve karakterlerin tepkilerini daha çok gözlemci bir yerden aktarıyor.
Filmin en güçlü yanlarından biri de kadın dayanışması temasını işlemesi. Sultan'ın kendi ayakları üzerinde durma kararı alıp bir pansiyon işletmeye başlaması ve burada kasabanın diğer kadınlarına iş imkanı sağlaması, bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal bir dönüşüme ilham verebileceğini gösteriyor. Elbette film, kusursuz değil. Bazı yan karakterlerin yeterince derinleştirilmediği ve hikayenin belli noktalarında temponun bir miktar düştüğü söylenebilir. Bir mesaj verilmeye çalışılıyor, veriliyor. Ancak ne kadar etkili olduğu tartışmalı.
Iyi guzel film, sade ve gercekci diyaloglar ama sanki Turkiye'de kadinlarin calisma ve miras hakki yok gibi gosterilmis. Eski zamanlari canlandiriyor gibi. O kadar da degil yani. Sanki dogu anadoluyu anlatiyor.
bu filmde oynayan oyunculardan birisi terör sempatizanı olduğunu düşünüyorum bu yüzden boykot edilmesi gerektiğini düşünüyorum. açıklamalarında sanat kisvesi altında savcı, ve kadın katili birisi öven insanı film ve dizilerde oynatılmaması gerekiyor. Yeni teröristlere ilham olamasın
Son zamanlarda izlediğim en iyi Türk yapımı filmlerden Sürerin oyunculuğunu zaten çok beğeniyorum,keza diğer oyuncularda çok doğal çok iyi bir oyunculukla harika bir iş çıkarmışçuk saat süren,tam tadında,olay örgüsü çok tatlı işlenmiş,sıkmadan ailece izleyebileceğiniz keyifli bir hayatta bir insana dayanmadan,bağlanmadan,kendini bilerek, anlayarak keyif alacağın işlerle,üreterek nasıl hayatını kaliteli bir şekilde idame ettireceğini ne kadarda güzel anlatmış…Bazen bir insanın tek bir cümlesi bizim kaderimizi değiştirmemize yetiyor..Yeterki duymasını bilelim,yeterki kendimize inanalım.
Harikulade bir film olmuş. İçinde yaşadığımız dillendiremedigimiz konu dozunda bir anlatımla Nur Sürer hanımda can bulmuş tekrar tebrik eder emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Son dönem izlediğim en güzel filmlerden birisi. Sade, basit ve düz bir şekilde hayatımızı anlatıyor. Fatih Altaylı programında tavsiye etmişti. Ona istinaden izledim. Ben de herkese tavsiye ediyorum. Mekanlar, oyunculuklar harika. Çok güzel bir film olmuş. Cide'yi görmek istiyorum.
İşte bizden bir hikaye. Kadınlardan. Onlar ne kolay bir araya geliyor ve yürümek gibi dayanışabiliyor.
Gidin izleyin ailecek. Gulmek kolay düşünmek iyi olur. Sonuçta aileden biri iyi değilse o ailede kimsenin yüzü gülmüyor. Ya hep beraber ya hiç birimiz.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.