Senaryosunu, Deniz Madanoğlu ile Murat Uyurkulak'ın kaleme aldıkları...
Yönetmen koltuğunda da ilk uzun metrajlı (debut) sinema filmini çeken Çağrı Lostuvalı'nın oturmakta olduğu "Metruk Adam"; kategoriye herhangi bir katkısı bulunmayan...
Ve hatta sinema dünyasındaki...
Hangi türdeki ilişkilerle kendine yer bulabildiğini de, bir türlü kavrayamadığımız Lotsuvalı'nın, belli IQ seviyesindeki bir kitleye hitap eden anlamsız TV dizi ve filmlerinden de öteye geçemeyen, sabun köpüğü kıvamındaki...
İzlemeseniz de hiçbir şey yitirmeyeceğiniz...
Bir aile draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Ziyadesiyle düşük bir bütçe ve bir iki oyuncunun performansı dışında...
Düşük bir emekle de çekildiği hemen her halinden belli olan bu Netflix filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Trafik kazasına karışarak...
Çarptığı kişinin ölümüne neden olan ağabeyi Fatih'in (Ufkum Kalaoğlu) yerine...
Yaşının küçük olması ve o nedenle de, kısa sürede çıkabilecek olması gerekçesiyle...
Babası Atıf (Haydar Koyel) ve annesi Nuran Çoban (Bilge Can Göker) tarafından, 14 yaşındaki Baran'ın (Seyhan Kuzey Kıskacıoğlu)...
Sanki gerçek suçlu, oymuşçasına bir şekilde...
Evlerinin kapısına gelen polislere, kolaylıkla teslim edildiği sahne ile başlarken...
***
İçeride yattığı 15 yılın ardından...
Hapishaneden tahliye olduğu gün kapıda Baran'ı (Mert Ramazan Demir)...
Kesinlikle, yüzünü dahi görmek istemediği ve asla da affetmediği ağabeyi Fatih (Edip Tepeli) ile küçük yeğeni Lidya (Ada Erma) karşılarlar...
***
Ve Lidya'nın...
Bitmez tükenmez uğraşıları neticesinde de...
Yengesi Arzu'nun (Burcu Cavrar) kendisini istemeyeceği...
Ağabeyinin, kirada oturduğu evine giderler...
***
Ki zaten, o an için Baran'ın...
Sığınabileceği başka bir mekan da mevcut değildir...
***
Derken...
Ertesi sabah Baran...
Çocukken, hapishanede tanışıp dost olduğu...
Ve şimdilerde de, İstanbul'daki bir oto sanayi de...
Mesut (Ercan Kesal) ustanın atölyesinde çalışan Esat'ın (Rahimcan Kapkap) yanına uğrar...
***
Zira...
O, vakti zamanında...
Hayallerini kurduğu tamirhane için sanayi de kendisine...
Kiralık, boş bir yer bulmaya söz vermiştir...
***
Fakat...
Ne yazık ki...
Bulduğu dükkanın sahibinin, mevcut rakamdan vazgeçip...
Baran'ın karşılayamayacağı miktardaki, fazladan bir peşinatı istemesinin yanı sıra...
***
Adete sapık bir katilmişçesine davrandığı Baran'a, resmen gıcık da olan ve bulduğu her fırsat da bunu, ona da hissettiren yengesi Arzu ile ağabeyi Fatih'in...
Kendisi üzerinden birbirlerine girerek kapışmaları sonrasında...
Evi de terk etmek mecburiyetinde bırakılır...
***
Ama...
Başına gelenler, sadece bunlarla da sınırlı kalmaz...
Bir otele yerleşen Baran, Esat'ın arkadaşı olduğunu iddia eden Selami (Oğuz Kara) adındaki birince dolandırılarak...
Dükkan açmak amacıyla, o güne kadar biriktirdiği tüm parasını ona kaptırır...
***
Tatile gitmek gayesiyle yollara düşen ağabeyi ile ailesinin geçirdikleri trafik kazasında da...
Arzu hayatını kaybeder ve Fatih'te ağır yaralanırken...
Küçük Lidya'nın bakımı da, Baran'ın üstüne kalır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 31...
***
Bu kadarı da, hayatın olağan akışına aykırı dedirtecek nitelikteki...
Ters köşe pek çok sürprizi de bünyesinde barındıran filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; kendilerine duygusal anların da yaşatılacağı, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,