Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
Prodüksiyon tasarımı açısından özenli bir film “Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar”. Öte dünyanın iblislerinin tasarımında ünlü dışavurumcu ressam Francis Bacon’ın etkilerini görmek mümkün... Bedensel deformasyon, çürüme hissi ve hastalık imgeleri ağır basıyor. Resimsel yanı ağır basan, görsel kalitesi yüksek bir film seyrettiğimizi inkâr edemem. Ama hikâye bir önceki “Kırmızı Kapı”ya (The Red Door) oranla bence daha zayıf. Serinin genel seviyesinin çok altında değil belki ama hep aynı formülü tekrar etmekten kaynaklanan sorunu aşamadığını düşünüyorum.İlk kez bir Insidious filmi yazan ve yöneten Jacob Chase, belli ki yapımcıların koyduğu sınırlar nedeniyle seriye kendinden yeni ve farklı bir şey ekleyemiyor ama yönetmenlik konusunda kötü iş çıkarmıyor. Tam aksine, türün meraklılarını memnun edecek birçok korku gerilim sahnesine imza atıyor.
Eleştirinin tamamı için: Habertürk
T24
Yazar: Atilla Dorsay
İşte size yine son derece iddialı bir film… Hem de korku filmi türünde. Ama bu iddia öylesine yüksek düzeyde ki, sonunda seyircisini şaşırtıyor, giderek perişan ediyor. Ve 100 dakikalık bir filmden hemen hiçbir olumlu his duymadan kalkıp gidiyorsunuz.Ne tuhaftır ki, daha çok yakın zamanda bu türden bir film izlemiştik. Oak Caddesinin Sonu. Anne Hathaway ve Ewan McGregor’un başrollerinde sürüklediği bu filmden bendeniz öylesine nefret etmiştim ki… Ve bunu köşemde yazmıştım.Ama emin olun ki bu yeni film onu aşıyor. Belki Oak Caddesinin Sonu kadar iddialı, o nisbette de silik değil. Ama birçok açıdan çok daha ötelere gidiyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Habertürk
Prodüksiyon tasarımı açısından özenli bir film “Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar”. Öte dünyanın iblislerinin tasarımında ünlü dışavurumcu ressam Francis Bacon’ın etkilerini görmek mümkün... Bedensel deformasyon, çürüme hissi ve hastalık imgeleri ağır basıyor. Resimsel yanı ağır basan, görsel kalitesi yüksek bir film seyrettiğimizi inkâr edemem. Ama hikâye bir önceki “Kırmızı Kapı”ya (The Red Door) oranla bence daha zayıf. Serinin genel seviyesinin çok altında değil belki ama hep aynı formülü tekrar etmekten kaynaklanan sorunu aşamadığını düşünüyorum.İlk kez bir Insidious filmi yazan ve yöneten Jacob Chase, belli ki yapımcıların koyduğu sınırlar nedeniyle seriye kendinden yeni ve farklı bir şey ekleyemiyor ama yönetmenlik konusunda kötü iş çıkarmıyor. Tam aksine, türün meraklılarını memnun edecek birçok korku gerilim sahnesine imza atıyor.
T24
İşte size yine son derece iddialı bir film… Hem de korku filmi türünde. Ama bu iddia öylesine yüksek düzeyde ki, sonunda seyircisini şaşırtıyor, giderek perişan ediyor. Ve 100 dakikalık bir filmden hemen hiçbir olumlu his duymadan kalkıp gidiyorsunuz.Ne tuhaftır ki, daha çok yakın zamanda bu türden bir film izlemiştik. Oak Caddesinin Sonu. Anne Hathaway ve Ewan McGregor’un başrollerinde sürüklediği bu filmden bendeniz öylesine nefret etmiştim ki… Ve bunu köşemde yazmıştım.Ama emin olun ki bu yeni film onu aşıyor. Belki Oak Caddesinin Sonu kadar iddialı, o nisbette de silik değil. Ama birçok açıdan çok daha ötelere gidiyor.