Görünmez Kaza
Ortalama puan
3,4
5 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
1 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.427 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
2 Nisan 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Nader Saeivar, Shadmehr Rastin ve Mehdi Mahmoudian ile birlik de kaleme almasına ek olarak...

Yıllarca, uğradığı tüm mağduriyetlere karşın...

Halen kendi içinde, net anlamdaki bir siyasal karşı tavrı da geliştiremeyen İranlı sinemacı Jafar Panahi'nin yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Yek tasadof-e sadeh / It Was Just an Accident"; kurgulanılırken adeta, "kara mizah (dark comedy)" tarzın dibine vurulmuş...

Ve bir benzerini de Türkiye'de, sadece Cem Yılmaz ya da Togan Gökbakar'ın çekebileceği (fakat şu ana kadar da, bırak denemeyi, onlardan herhangi birisinin teşebbüse dahi yeltenmedikleri)...

Ziyadesiyle politik içerikteki, gerilim ve karşı koyma anlamındaki cesaret de yüklü, bir intikam draması olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

2 Academy ödülüne aday gösterilmesinin yanı sıra...

20 Mayıs 2025 tarihindeki, dünya prömiyerinin de yapıldığı Cannes Film Festivali'nde, "Altın Palmiye" ödülüne de layık görülen...

İran, Fransa ve Lüksemburg ortak yapımı bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

Hiç de yabancısı olmadığımız, mevcut coğrafyanın doğası gereği...

Sokak ve caddelerinin, aydınlatılmasının pek de gerekli görülmediği...

Olağan Tahran gecelerinden birisinin karanlığında...

***

Hamile karısı (Afssaneh Najmabadi)...

Ve radyodan duyulan müziğin ritmiyle, arka koltuk da hoplayıp zıplayan küçük kızlarıyla (Delmaz Najafi) beraber...

Otomobiliyle yoluna devam eden Eghbal (Ebrahim Azizi)...

Farkında olmadan, çarptığı bir sokak köpeğinin ölmesine neden olurken...

***

Kaza mahallinden ayrılıp, biraz ilerleyince...

Bu kez de, arıza yapan aracı...

Marşın, bir kez daha kendiliğinden basmayacağı şekilde durur...

***

Ki...

Tüm film boyunca işlenecek hikayenin, ana çıkış noktasını da oluşturan, "görünmez" ve bir o kadar da "beklenilmedik bir kaza" neticesinde vuku bulan bu ani duruş...

Artık nasıl bir tesadüfse...

Tam da, kendisini evde yemeğe bekleyen annesiyle (Sedigheh Sa'adati) bir telefon görüşmesi yapan Vahid (Vahid Mobasseri) ile...

Geçici de olsa, Eghbal'in aracının çalışmasını sağlayan ortağının atölyesinin önünde gerçekleşir...

***

Ama...

Aynı esnada...

Dükkanlarının içinde, elindeki takım çantasıyla ayağını sürüyerek yürüyen Eghbal'in çıkarttığı sese kulak kabartan Vahid...

Onlar hareket eder etmez...

Kendisi de motosikletine atlayarak, peşlerinden izlerini sürer...

***

Hat da...

Ertesi sabaha kadar da...

Minibüsünün içinde gizlice, evlerinin önünde nöbet tutan Vahid...

Otomobili, bir çekiciyle tamirhaneye sevk edilen Eghbal'i, yakından izler...

***

Ardından da...

Bir punduna getirerek kendisini minibüsüne atıp, ellerini ve gözlerini de bağladığı Eghbal'i...

Kazdığı bir çukura, diri diri gömmek amacıyla...

Çölün ortasına kadar da götürür...

***

Zira...

Gerçek adı Rashid Shahsavari olan Eghbal'in, yani "takma bacaklı" topalın bizzat kendisi...

Her ne kadar, bu durumu inkar etse yahut da bacağını...

Bir önceki yıl gerçekleşen bir kazada kaybettiğini söyleyerek, kabullenmek istemese de...

***

Vahid'e göre o...

Vakti zamanın da...

Kendisi ve özellikle de diğer siyasi mahkumlara, hapishanede...

Akıl almaz eziyetlerde bulunan, lanet olası işkenceciden başkası değildir...

***

Çünkü...

Vahid Eghbal'i...

Yıllardır takıntısı haline getirdiği...

Ve bir türlü de, aklından çıkartamadığı...

Protez bacağının gıcırtısından tanımış...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamışızdır...

Dakika 28...

***

Vahid'in, hapishane arkadaşı Salar (George Hashemzadeh) ve onun yönlendirdiği düğün fotoğrafçısı Shiva (Mariam Afshari) misali...

Rejim muhalifi, diğer birkaç eski mahkumla bir arada...

Eghbal'in esas kimliğini araştıracakları filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; hangi türde bir sonuca ulaşılacağının belirlenmesine ilaveten, İran hapishanelerinde yaşanan, sistematik işkenceye dair ip uçlarının da açıkça verildiği...

75 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler