Sihirli Annem: Hepimiz Biriz - Nostaljiyi Çöpe Atan Bir Fiyasko"Sihirli Annem: Hepimiz Biriz", Türk televizyon tarihinin en sevilen dizilerinden birinin sinema uyarlaması olarak büyük beklentilerle vizyona girdi, ancak ne yazık ki bu beklentileri yerle bir ederek adeta bir hayal kırıklığı abidesine dönüştü. 2003-2012 yılları arasında milyonların kalbinde taht kuran dizinin sıcaklığını, samimiyetini ve büyüsünü beyazperdede yeniden canlandırmayı vaat eden bu film, maalesef özensiz senaryosu, berbat oyunculukları ve ucuz prodüksiyonuyla nostaljiye hakaret edercesine bir facia : Akıl Almaz Bir Karmaşa ve Sığlık
Filmin senaryosu, Gamze Özer ve Arzu Yurtseven’in elinden çıkmış, ancak ne yazık ki dizinin ruhunu yakalamaktan fersah fersah uzak. Hikâye, Dudu’nun kardeşi Gogo’nun (Kutsi tarafından canlandırılan, evet yanlış duymadınız, Kutsi!) “Sihirsizler Evi”nden çıkarak tüm perileri sihirsiz bırakma planıyla başlıyor. Bu fikir kulağa basit ama idare eder gelse de, senaryo o kadar kopuk ve mantıksız ki, izleyiciyi adeta aptal yerine koyuyor. Örneğin, Gogo’nun Çilek’in babası çıkması gibi absürt bir twist, dizinin geçmişine tamamen aykırı ve hiçbir şekilde açıklanmıyor. İlk dizide Çilek’in babaannesi tarafından kaçırıldığı açıkça belirtilmişken, bu yeni “baba” hikâyesi nasıl mantıklı olabilir? Dahası, bu büyük揭示 sahnesinde karakterlerin tepkisizliği, senaryonun ne kadar ciddiyetsiz olduğunu kanıtlı birbirinden bağımsız, diyaloglar yapmacık ve derinlikten yoksun. Çocuk filmi olduğu bahanesiyle her sahneye gereksiz yere serpiştirilmiş çocuklar, izleyiciyi boğuyor ve filmin hedef kitlesini belirsizleştiriyor. Ne çocuklara ne de yetişkinlere hitap edebilen bu karmakarışık senaryo, adeta “hadi bir şeyler çekelim, para kazanırız” mantığıyla yazılmış. Final ise tam bir skandal: Hiçbir şey çözülmeden, hikâye havada bırakılarak bitiyor. İran filmlerine taş çıkartan bu anlamsız son, izleyiciyi sinema salonunda “Eee, şimdi ne olacak?” diye bağırtı: Amatör Tiyatro Seviyesinde Bir Felaket
Dizinin orijinal kadrosunu büyük ölçüde koruyan film, ne yazık ki oyuncuların performanslarıyla da sınıfta kalıyor. İnci Türkay (Betüş), Nevra Serezli (Dudu) ve Gül Onat gibi usta isimler bile bu özensiz projede kaybolmuş. Çoğu oyuncu, sanki zorla sete getirilmiş gibi isteksiz ve yapmacık. Mimikler abartılı, diyaloglar robotik ve hiçbir duygu geçmiyor. Özellikle genç oyuncular, sosyal medya reklamı kapma hevesiyle sete uğramış gibi duruyor; oyunculukları o kadar zayıf ki, taşra tiyatrosu bile daha inandırıcı ’nin Gogo rolü ise ayrı bir felaket. Her sahnede karşımıza çıkan bu “kötü adam” performansı, hem itici hem de karikatürize. Kutsi’nin dans sahneleri ise filmin bir müzik klibi için çekildiği şüphesini uyandırıyor; sanki asıl amaç bir single çıkarmakmış! Yan rollerdeki bazı karakterler, örneğin estetik cerraha koşturmaktan görevini unutan gözetim memuru gibi absürt detaylarla izleyiciyi güldürmeye çalışıyor, ama bu espriler bile o kadar zorlama ki, salonda çıt çıkmıyor.Çilek ve Toprak’ın anne oluşu, çocuklarının neredeyse kendi boylarında olması ve kocalarının tek kelime etmemesi gibi detaylar, filmin ne kadar kopuk ve gerçeklikten uzak olduğunu gösteriyor. Tuğçe karakterinin 10 saniyelik bir “selam” verip İngiltere’ye uçması, Firuze’nin kaybolması, Avni ve Suzan’ın yokluğu ise dizinin sadık hayranlarına resmen bir tokat üksiyon: Yeşil Ekran ve 2000’ler Efektleri
Filmin görsel dünyası, 20 yıl önceki dizinin bile gerisinde. Sihir efektleri o kadar kötü ki, 2003’teki “Sihirli Annem” bölümlerindeki basit efektler daha gerçekçi duruyor. Yeşil ekran kullanımı o kadar bariz ki, karakterler adeta bir bilgisayar oyununun içindeymiş gibi sırıtmıyor. Betüş’ün evi ve pastanesi, dizideki o sıcak, samimi atmosferin tam tersi: Soğuk, ruhsuz ve dev bir patisserie zinciri gibi. Bu özensiz set tasarımı, filmin nostalji vadisini tamamen yok zeka ile canlandırılan Eda (Defne Joy Foster) sahnesi ise filmin en büyük skandallarından biri. Bu duygusal an, ne yazık ki Teletubbies’in güneşle konuşma sahnesine benziyor. Ne ses, ne yüz, ne de konuşma Eda’ya benziyor; bu sahte görüntü, seyirciyi duygulandırmak yerine rahatsız ediyor. Çocukların bu sahnede ağladığına dair yorumlar, yapımcıların bu hassas konuyu ne kadar yanlış ele aldığını kanıtlı İhanet
“Sihirli Annem: Hepimiz Biriz”, dizinin hayranlarına nostalji sunmak yerine, anılarına hakaret ediyor. Filmin sonunda gösterilen orijinal dizinin kamera arkası görüntüleri, ironik bir şekilde filmin kendisinden daha keyifli. 90’ların çocukları, bu filme büyük umutlarla gitti, ancak salondan buruk bir hayal kırıklığıyla ayrıldı. Çocuklar bile sıkılıp telefonlarına sarıldı; bu, filmin ne kadar başarısız olduğunun en net kanıtı.Sonuç: Sinemada İzlemeye Değmez, Netflix’e Düşünce Belki
Bu film, “Sihirli Annem”in mirasını para kazanma hırsıyla lekeleyen, aceleye getirilmiş, düşük bütçeli ve özensiz bir proje. Ne senaryo, ne oyunculuk, ne de prodüksiyon kalitesi açısından hiçbir şekilde tatmin edici değil. Dizinin sıcaklığını, samimiyetini ve büyüsünü arayanlar, YouTube’daki eski bölümleri izlemeye devam etsin. Bu filmi sinemada izlemek, sadece zaman ve para kaybı. Tadında bırakmayı bilselerdi, belki de “Sihirli Annem” hâlâ gönlümüzde o güzel yerinde kalırdı.Not: Eğer bu filmi izlemekte ısrarcıysanız, tavsiyem bir İskender yiyip protein almak; en azından o paraya değer