Ormanın kıyısında, ağaçların arasında saklanan insanlar bir ateşin etrafında toplanmıştır; uzaktan gelen silah sesleri geceyi yarar. Çok yakınlarında, Avrupa’nın sınırını belirleyen sert ve keskin bir metal duvar uzanır. Sınırın öte tarafına geçebilmek için bekleyen Afgan kaçakçılar, uykusuz ve bitmek bilmeyen bir gecenin içinde yönlerini kaybetmiş gibidir. Zaman, karanlığın içinde ağır ağır akarken, umut ve korku iç içe geçer. Sırbistan–Hırvatistan–Macaristan hattında, polisin dikkatini çekmemek için neredeyse hiçbir ekipman kullanılmadan, zifiri karanlıkta çekilen Sabaha Karşı, izleyiciyi bu belirsiz yolculuğun tam ortasına bırakır. Film, yalnızca bir geçiş hikayesi değil; Avrupa’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde gün ışığına ulaşmaya çalışan insanların sessiz tanıklığıdır.