En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.741 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
13 Eylül 2026 tarihinde eklendi
Başta klasik bir hikaye gibi duruyor ama ilerledikçe oldukça rahatsız edici bir hal alıyor. Film sıkmıyor ve gerilim hissini iyi koruyor. Farklıydı, izlenir.
insan kalbi normalde Allahı anmak için yaratılmış bu durumu dünyada sonsuzluk olmamasına rağmen kalbin sınirsiz sevebilmesinden ve sevginin tapma duzeyine kadar çıkabilmesinden kanitlayabiliriz simdi nefsinden bile cok dunyalik ilgi sizi hem takıntılı hemde korkunç kılabilir kısaca konu oyunculuk ve çekimiyle son 7 yilda cikmis farketigim en güzel filmi izledim diyebilirim
Kısıtlı bütçesi ve farklı konusuyla zaman zaman gerilimi hissettiren orta halli bir filmdi. Ses mühendisliği ve atmosfer yaratımı, gerilim dozunu artırdığı için teknik açıdan başarılı buldum. Başroldeki Inde Navarrette'in canlandırdığı karakterin 'ideal partner' imajından adeta iblisvari bir saplantı abidesine dönüşüm sürecini muazzam bir performansla ekrana yansıtıyor. En büyük eleştirim ise özellikle filmin orta bölümlerinde hikayenin ve olay örgüsünün bir hayli yavaşlaması ve bazı sahnelerin süreyi uzatmak adına tekrara düştüğü hissini yaratmasıdır. Alt metninde ise insana felsefi bir sorgulama yaptıran, insanın bencilce arzularının ve hırslarının bir sınırı olması gerektiğini hatırlatan, kolay yoldan, emek harcamadan ve hayatın doğal akışına müdahale ederek elde edilen her büyük arzunun, günün sonunda insanın özgürlüğünü ve kendi benliğini elinden alacak devasa bir bedeli (saplantıyı) beraberinde getireceğini savunan derin bir mesaj verdiğini düşünüyorum.
Filmin bu bütçeyle bu kadar büyük bir çıkış yapması inanılmaz cidden. Özellikle son günlerde tüm dünyada epey konuşulması benim de beklentilerimi arşa çıkardı zaten, izleyince de hak verdim diyebilirim. Gerçekten çok kaliteli bir yapımdı. Ayrıca ilk defa böyle bir konunun işlendiğini gördüm; senaryo ve kurgu çok iyiydi. Belki de yönetmen ve ekibi korku-gerilim kategorisine yeni bir güncelleme getirdi diyebiliriz. Oyunculuklar da aşırı profesyoneldi. Film beni sadece birkaç sahnede eksiklik açısından tatmin edemedi, finali de farklı olsun isterdim ama yapacak bir şey yok. Onun dışında veririm ben bu filme çünkü hak ediyor :)
Korku ve gerilim sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum. Klişe bir konuyu temel almasına rağmen, konunun işlenişi ve anlatım tarzı çok iyi. Özellikle ana karakter oyuncuların ekrana yansıttıkları tekinsiz oyunculuğun performansı izleyicinin iliklerine gerilim olarak geçiyor. Bir yerden sonra ‘’başlarım bu aşkın ızdırabına’’ dedirtiyor. Ahım şahım efektlerle, ünlü oyuncularla bu işin öyle yapılmadığını gösteren, eski kaliteli yapımlara selam çakar niteliğinde bir yapım benim açımdan. Tek eleştirim, bütçe kaynaklı olduğunu düşünerekten, bazı vahşi sahnelerin gerektiği teknik zenginlikten yoksun olduğu yönünde o kadar. İzleyin derim… Beğeni seviyesine saygı ile İyi Seyirler…
26 yaşındaki Curry Barker'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Obsession"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Korkunun, "Büyücülük / Cadılık (Witchcraft)" ve "Psikolojik (Psychological)" alt kategorilerinde, "Gore (Splatter)" ögeler ile de harmanlanarak kurgulanılmış...
Bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
750 bin dolarlık, çerez parası tutarındaki bir bütçeyle çekilmesine karşın...
Bu türden prodüksiyonlar da, bayağı bir uyanık davranan Jason Blum'ın da girişimiyle...
Yapımcılarına, brüt 403 milyon dolarlık bir gişe hasılatı rakamını kazandırma başarısını da gösteren bu filme...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Baron "Bear" Bailey (Michael Johnston), platonik bir aşkla tutulduğu...
İşyerindeki çalışma arkadaşı Nikki Freeman'a (Inde Navarrette)...
Diğer çalışma arkadaşları Ian (Cooper Tomlinson) ve Sarah (Megan Lawless) ile beraber...
Konuya dair konuşma provaları yapıp, tavsiyelerini almaya uğraşmasına rağmen...
Bir türlü açılamamaktadır...
***
İşte yine...
O günlerden birisinde...
Ian ve Sarah ile buluşup sohbet ettikleri kafeden evine döndüğünde Bear...
Kutusunun kapağını açmayı becerdiği ağrı kesici haplarının tadına bakmak istemesi nedeniyle hayatını kaybeden...
O, Ian ve Sarah ile buluşmak mecburiyetinde kalır...
***
Ve giderken de Nikki'ye...
Düşürdüğü kristal kolyenin yerine yenisini alıp götürmek amacıyla...
Bir hediyelik eşya dükkanına uğrar...
***
Ama...
Kolye yerine, "Tek Dilek Söğütü" adlı...
Yeni çıkan, oldukça popüler bir ürününü almayı tercih eder...
***
Ki...
Rivayete göre...
Bu söğüt dalı, çıtlatılıp kırılarak ortadan ikiye bölündüğünde...
Tutulan bir dilek, geri dönülmesi...
Asla mümkün olmayacak bir biçimde, anında yerine getirilmektedir...
***
Neyse...
Barda, Nikki, Ian ve Sarah ile buluşup eğlenen Bear...
Gecenin finalinde, arabasıyla evine bıraktığı Nikki'ye...
Hediyesi, "Tek Dilek Söğütü"nü bir türlü veremediği gibi...
Fırsatını bulduğu halde...
Aşkını, bu kez de itiraf edemeyen Bear...
***
Bunun üzerine...
"Nikki Freeman'ın, beni dünyadaki herkesten çok sevmesini diliyorum" diyerek...
Cebinden çıkardığı dilek söğütünü...
Kendisi kırar...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 28...
***
Bear'ın dileğinin tutması ve Nikki'nin kendisine...
"Saplantı" derecesinde takması sebebiyle yaşanacak, dehşet verici gelişmelerin...
Adeta, kısık ateşteki bir tencerede, ağır ağır fokurdayarak kaynayan bir hikaye misali, damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenmedik nitelikteki ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındırmasının yanı sıra...
İçinden, oluk oluk kan da fışkıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
psikolojik gerilim türünü etkili bir şekilde kullanan, rahatsız edici atmosferiyle izleyiciyi içine çeken bir film. Hikâye basit bir dileğin nasıl kontrolden çıkıp takıntıya dönüştüğünü güçlü biçimde gösteriyor. Oyunculuklar özellikle Nikki karakterinde oldukça başarılı. Tempo zaman zaman yavaşlasa da finaliyle etkisini artırıyor. Aşk, kontrol ve saplantı temalarını başarılı şekilde işliyor. Genel olarak gerilim sevenler için sürükleyici bir yapım.
Karakter çok güzeldi. Yeni yüzler görmek her zaman harikadır iyi seneryolarda can sıkmıyor. Harici olarak şu kapı bantlama sahnesi gibi şeyler çoğaltabilirdi demi ama. Bide asıl niki ne hissediyordu daha iyi görmeliydik.
It was really nice. The female main character was beautiful, and the acting was great as well. It's always nice to see new faces. I hope we'll see more of these kinds of movies.
Arkadaşlar film berbat kesinlikle girmeyin, sadece 2 kez jumpscare var başka hiçbir şey yok olay tamamen iki karakter arasında dönüyor. Olaylar işlemiyor çok sıkıcı sadece kız bağırıyor tüm film buna şahit oluyorsunuz. Yorumlar iyi gibi görmüştüm bu sebeple gitmeyi planladım fakat korku-gerilim tarzından hoşlanan kitle için asla para verilemeyecek bir film. Saygılar ve selamlarla
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.