Biz Radyoyu Çok Sevdik
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Biz Radyoyu Çok Sevdik

Kadın Emeği, Mücadele ve Feminist Bir Anlatı

Yazar: Gizem Ertürk

"Biz Radyoyu Çok Sevdik", radyo yayıncılığını bir mücadele alanı olarak ele alan feminist bir belgesel. Fabrika Ayvalık’ta gösterilen film, 1970’lerde TRT bünyesinde radyoculuk yapmış kadınların tecrübelerini bir araya getiriyor. Gösterim ardından yönetmenleri Özden Cankaya, Nazan Haydari ve Cem Hakverdi ile belgeselin katılımcıları Demet Kayıran ve Selma Özinanır Özgökmen seyirciyle buluşarak keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

.

Gösterim sırasında filmde anlatılan kadın radyocuların deneyimlerini izlerken, kendi geçmişim ve yaşadıklarım da gözümün önüne geldi. Kadın emeğine ve görünür olmaya dair verdiğim mücadeleleri hatırlamak, belgeseli çok daha samimi ve dokunaklı kıldı. Film, sadece geçmişe bir bakış sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi hayatım ve deneyimlerimle kurduğum bir bağ gibi hissettirdi.

Söyleşide, film projesine vesile olan sözlü tarih ve kitap çalışmasından başlayarak süreç boyunca yaşananlar paylaşıldı. Filmin kolektif bir üretime dayanması ve seyirciden gelen anı paylaşımları, soru-cevap kısmını Türkiye’de radyoculuk tarihi üzerine interaktif ve samimi bir sohbet hâline dönüştürdü. Ben özellikle, katılımcıların samimi anlatımı ve anı paylaşımları sayesinde geçmişle günümüz arasındaki bağın ne kadar canlı olduğunu fark ettim. Kamu yayıncılığının günümüzdeki durumu da tartışıldı; bu noktada film, hem geçmişe hem bugüne dair sorular sordurdu.

Film, özellikle 1970’lerde görev yapmış kadın radyocuların kişisel öykülerine odaklanarak, Türkiye’de radyonun emek eksenli tarihini ve kadın emeğinin görünürlüğünü erkek egemen bir sektör bağlamında feminist bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor. Kadınların emek hikâyelerinden sızan detaylar, hem dönemsel bir Türkiye portresi hem de erkek egemen sektörlerde kadın emeğine dair değerli bir belge sunuyor. Benim için en etkileyici anlardan biri, radyoculuğun sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir sevgi ve topluma bağlanma biçimi olarak anlatılmasıydı.

Yönetmen Özden Cankaya, filmin ruhunu geçmişten bugüne taşıyan duygularını şöyle ifade ediyor:

Yaptığımız meslek için gerçekten anlattığımızdan da öte bir sevgi duyuyorduk. Toplumla kucaklaşmamız, toplumu daha yakından tanımamız bu meslek sayesinde oldu. Ondan sonra akademik yaşamda ilerledim, profesör oldum ama duygusal olarak ben o programcılık günlerimi çok büyük bir özlemle, aşkla anıyorum. Beni çok beslediğini, beni ben yaptığını düşünüyorum.

Benim gözlemim ise şuydu: Belgesel, izleyiciye hem Türkiye’de radyoculuğun tarihini hem de kadın emeğinin görünürlüğünü anlatan ilham verici bir deneyim sunarken, aynı zamanda feminist bir kolektif üretim modelinin gücünü de gösterdi. Ayvalık Film Festivali’nde ekiple yapılan söyleşi ve katılımcıların paylaşımları, belgeselin bu yönünü çok güzel ortaya koydu. Filmden geçmişe dair bir hayranlık ve bugün için bir sorumluluk hissiyle ayrıldım; kadın emeğinin görünürlüğünü korumanın ve hikâyelerini anlatmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissettim.

Gizem ERTÜRK

Daha Fazlasını Göster