Arkadaşını kaybettikten sonra Anna, yasını alışılmadık bir şekilde yaşamaya başlar: onun evinin üçte bir ölçekli, son derece detaylı bir maketini inşa eder. Bu küçük dünyada, arkadaşı Yo’nun kuklası varlığını sürdürür; sanki yaşam hâlâ orada devam ediyordur. İlk karşılaştıklarında Yo 73, Anna ise 24 yaşındaydı. Aralarındaki bağ, yaş farkını, zamanı ve hatta ölümü aşan güçlü bir dostluğa dönüşmüş, yıllar boyunca sürmüştür. Anna’nın kurduğu bu minyatür ev, zamanla yalnızca bir model değil, Yo’nun hayatını şekillendiren, geleneklere meydan okuyan hikayelerin yeniden canlandığı büyülü bir alana dönüşür.