“Yönetmenin Dilemması: Korku mı Yoksa Gerilim mi?”
Yazar: Gizem Şimşek KayaLil Yapım yapımcılığında İstanbul’un Beykoz, Fatih gibi ilçelerinde çekilen KUL dilemma filminin yönetmen koltuğunda Şair (2020) ve Fahrinayt (2022) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Mehmet Emin Yıldırım oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Yıldırım’ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Uğur Kaplan’ın üstlendiği, müzikleri Cem Batu Altıntaş tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Yiğit Çelebi, Gürgen Öz, Özlem Çınar, Birgül Ulusoy, Tayfun Sav, Sadi Celil Cengiz, Şeyma Peçe, Mertkan Arat, Mustafa Konak, Enis Boztepe gibi isimler bulunuyor.
KUL dilemma
Filmin konusunu bastırılmış duygularıyla boğuşan bir adamın, çocukluk arkadaşıyla karşılaştığı gerilim dolu bir gecede geçmişin karanlık sırlarıyla yüzleşmesi oluşturuyor. Yiğit sıradan hayatını sürdürmeye çalışan ama içten içe bastırdığı duygularla boğuşan bir adamdır. Bir gece, yıllardır hayatında yer alan ama artık mesafeli olduğu çocukluk arkadaşı – aynı zamanda abisinin eski dostu – Fosfor’la yeniden karşılaşır. Bu tesadüfî buluşma, geçmişin kapalı kalmış defterlerini aralarken, Yiğit’i sürükleyici ve gerilim dolu bir gecenin içine çeker. O gece, görünenin ardında saklanan duygular, bastırılmış suçluluklar ve kaçınılmış yüzleşmeler birer birer su yüzüne çıkar. Yiğit için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Her ne kadar gerilim ve dram türlerinde olduğu duyurulmuş olsa da KUL dilemma tam bir korku filmi. Alışılmış, klişe korkulardan beslenmeyen film ilerledikçe adeta bir korku şölenine dönüşmeye başlıyor. Sinematografisi oldukça başarılı olan filmin sanat yönetiminden ışıklandırmasına oyuncuların performanslarından renk düzenlemesine dek oldukça titiz bir çalışma olduğu rahatlıkla göze çarpıyor. Başta başrol oyuncusu Yiğit’i canlandıran Yiğit Çelebi ile Mert karakterine hayat veren Mertkan Arat’ın performansları başta olmak üzere tüm oyuncuların, kısa bir süre filme dahil olan Tayfun Sav’ın dahi inandırıcı ve gerçekçi bir performans sergilediklerini söylemek rahatlıkla mümkün. Kurgunun düzlemsel değil karmaşık bir yapıyla sunulması filmin akıcılığına ve gerilimine fazlasıyla katkıda bulunuyor. Bu bağlamda dikkatli izlemeyecek olanların salondan filmi anlamayarak çıkmaları ve bu nedenle de “Ne saçma bir şeydi yahu” demeleri olası. Ancak sinefillerin beyaz perdeden gözlerini ayırmadıkları sürece bu kurgudan oldukça keyif alacaklarını söylemek rahatlıkla mümkün.
Filmde yer alan oyuncak bebek, Chucky ve Annabelle'le yarışacak ürkünçlükte olmakla birlikte, sinir bozucu bir tatlılığa da sahip. Bunun yanı sıra sürekli içerisinde bulunulan tekinsiz atmosfer, kâbuslar ve halüsinasyonlar izleyicileri beklemedikleri yerlerden vuracak denli başarılı. Didaktik olmayan bir üslupla karakterlerin diyalogları arasına inanç, insan olma, günah gibi kavramları da ustalıkla serpiştiren film, salondan çıktığınızda bunlar üzerine düşünmeniz için sizi kendinizle de baş başa bırakıyor.
Yönetmen Yıldırım, ilk uzun metraj filmi olan Şair (2020)’de kullandığı bazı unsurları bu filmde de kullanarak yönetmen sineması üzerinden ilerlediğini de izleyicilere gösteriyor. Unsurların yanı sıra mekân tercihleri de benzer şekilde dikkat çekiyor. En basit örnekle, birinde gazeteler uçuşurken diğerinde tek bir boş sayfanın uçuşunun gösterilmesi gibi detaylar yönetmenin filmlerinin birbirine sıkı bağlarla kenetlenmesini de sağlıyor.
Sonuç olarak KUL dilemma; tam bir korku karnavalı sunsa da gerilim ve dram filmi olarak sınıflandırılarak gişede rekabete fazlasıyla geriden başlayan ancak farklı hikâyelere özlem duyanların mutlaka izlemesi gereken yerli bir korku yapımı olarak 120’ye yakın lokasyonda izleyiciler ile buluşuyor. Şiddetle tavsiye edilir…