Film, büyük bir servetin varisi olan Necla’nın, bir yılbaşı gecesi uğradığı saldırıdan çiftliğinin sert ve gururlu müdürü Mecdi Karan tarafından kurtarılmasıyla başlar. Necla, “Türkiye’nin en zengin ve en güzel kadını” olarak anılmasına rağmen sahip olduğu servete ve güce kayıtsızdır; Mecdi ise Amerika’da eğitim görmüş, yüksek ziraat mühendisi olmasına rağmen kırsalda yaşamayı seçmiş, içine kapanık ve onurlu bir adamdır. İlk karşılaşmaları sınıf farkı, gurur ve yanlış anlamalarla örülüdür. Necla’nın çiftliğin sahibi olduğunu bilmeden ona yardım eden Mecdi, gerçeği öğrendiğinde bile eğilmez; bu durum Necla’nın gözünde onu daha da farklı kılar. Zamanla aralarında güçlü bir aşk doğar. Ancak Mecdi’nin geçmişinden gelen Renata, bu ilişkiyi kabullenemez. Kıskançlık ve hırsla hareket eden Renata’nın Mecdi’yi vurması, hikâyenin kırılma noktası olur. Ameliyat sonrası Mecdi görme yetisini kaybeder ve yaşamla bağını koparma noktasına gelir. Onu hayata döndüren şey, Necla’nın koşulsuz sevgisi ve birlikte bekledikleri çocuktur.