İstanbul’a çalışmak için gelen Çetin, parasız ve kimsesiz kaldığı günlerde bir parkta terk edilmiş bir bebek bulur. Bebeğin annesini arasa da bulamayan Çetin, tüm zorluklara rağmen ona sahip çıkar ve “Bay Bebek” adını verdiği bu çocuğun sorumluluğunu üstlenir. Maddi imkânsızlıklar yüzünden süt çalarken yakalanmasıyla karakola düşer; burada komiserin köylüsü Hasan olduğunu öğrenmesi, hayatının yönünü değiştirir. Hasan’ın yardımıyla bir kız kampında öğretmenliğe başlayan Çetin, bebeği bir sütanneye emanet ederek çalışmaya koyulur. Ancak kamp ortamında disiplin amiri olarak görevlendirilmesi, öğrencilerle arasında gerginliklere yol açar. Üstelik sütannenin köyüne dönmesiyle Bay Bebek yeniden Çetin’e kalır. Yatılı olarak çalıştığı kampta, kimseye fark ettirmeden bir bebeğe bakmaya çalışan Çetin, hem komik hem de duygusal durumlarla karşılaşır. Terk edilmiş bir bebeğin etrafında şekillenen film, bu hikâye aracılığıyla, fedakârlık, vicdan ve sevginin sınır tanımadığını; annelik duygusunun cinsiyetten bağımsız bir sorumluluk ve şefkat hâli olduğunu sıcak bir anlatımla seyirciye sunar.