Hacer, İzmir’e çalışmaya giden kocası Reşat’ı dört yıldır bekleyen, oğlunu tek başına büyütmeye çalışan güçlü bir kadındır. Oğlu mahalledeki diğer çocuklarda gördüğü üç tekerlekli bisikletten istemektedir ama Hacer’in kazancı ancak günü çıkartmaya yetmektedir. Mahalle sakinlerinin çamaşırlarını yıkayarak geçimini sağlamaya çalışırken, oğlunu kocasından gelen tek mektupla teselli eder ve her gece birlikte okurlar. Hayatı, bir gece işlediği cinayetten kaçan yaralı Ali’nin evlerine sığınmasıyla tamamen değişir. Hacer başlangıçta temkinli olsa da Ali’ye yardım eder, onu çatı katında saklar ve yavaş yavaş güvenmeye başlar. Küçük Hasan, Ali’yi babası zanneder ve Ali de bu durumu kabul ederek ona baba şefkati göstermeye başlar. Zamanla Hacer, Ali’ye karşı derin bir bağ ve aşk hissetmeye başlar; Ali de Hacer ve Hasan’ı sahiplenecek kadar güçlü bir sorumluluk duyar. Mahalle baskısı, borçlar ve geçmişten gelen tehditler, ailenin hayatını sürekli tehdit ederken, Ali’nin fedakârlığı ve cesaretiyle üçü birlikte hayatta kalmanın yollarını arar. Ali, yakalanma riskine rağmen oğluna üç tekerlekli bir bisiklet almak ve Hacer’in güvenini sağlamak için sokağa çıkar. Film, dönemin mahalle yaşamını, aile bağlarını, fedakârlığı ve aşkı yalın ama etkileyici bir şekilde aktarırken, güçlü bir kadının tek başına hayatta kalabilme mücadelesini de gözler önüne seriyor.