Hüdaverdi, “taşı toprağı altındır” umuduyla geldiği İstanbul’da iş bulamayıp açlık ve çaresizlik içinde yaşam mücadelesi verirken, sahilde ettiği bir duanın ardından hayatı mucizevi şekilde değişir. Eski pantolonunun cebinden her elini attığında para çıktığını fark eden Hüdaverdi, bu “sonsuz kaynak” sayesinde kısa sürede zenginleşir ve hayalini kurduğu hayata kavuşur; uzaktan sevdiği Ayten’e yaklaşma fırsatı bulur. Ancak bu beklenmedik yükseliş, hem dikkatleri üzerine çeker hem de onu büyük bir rekabetin içine sürükler. Arkadaşlarıyla birlikte bir banka kurarak gücünü büyütmeye çalışan Hüdaverdi, sırrını ele geçirmek isteyen rakiplerinin planlarıyla karşı karşıya kalır; hikâye, masum bir insanın ani zenginlik karşısında değişen dünyasını ve bunun getirdiği tehlikeleri gözler önüne serer.