Hüseyin, İstanbul sokaklarında çöpçülük yaparak hayatını sürdüren saf ve temiz kalpli bir adamdır. Hayatının sıradan akışı, normalde şarkı söyleyememesine rağmen uykusunda muazzam bir sesle şarkı söylemesiyle tamamen değişir. Bu tuhaf ama etkileyici yeteneği çevresi tarafından fark edildiğinde, Hüseyin bir anda kendisini pırıltılı sahne dünyasının içinde bulur. Çöpçülükten şarkıcılığa uzanan bu yolculukta, dönemin ünlü isimleriyle tanışır, sahne ışıkları ve şöhretin cazibesiyle yüzleşir; aynı zamanda komik, kimi zaman karmaşık ve bazen de zorlayıcı durumlarla baş etmek zorunda kalır. Film, Hüseyin'i alışılmış “kötü adam” rollerinden uzak, saf ve iyi yürekli bir başrol olarak izleyiciye sunarken, iyilik ve kötülük arasındaki eğlenceli çatışmayı ve insanın içindeki masumiyeti de etkileyici bir biçimde işler.