Kasabada korku ve huzursuzluk yaratan, çapkın ve zalim tavırlarıyla tanınan Adalı Hüseyin, işlediği son suçun ardından bir kadınla ilgili olay nedeniyle ölüm cezasına çarptırılır. Ancak ülkenin işgal altında olduğu bir dönemde, yabancı subaylar onun Osmanlı vatandaşı sayılmadığını ileri sürerek infazın uygulanmasını engeller ve Hüseyin’i idamdan kurtarır. Adalı Hüseyin, kasaba düzenini ve dönemin taşra kültürünü temsil eden sert ve karmaşık bir figür olarak öne çıkar. Yaşananlar, bireysel suçtan çok dönemin toplumsal yapısını, otorite boşluğunu ve adalet anlayışındaki çelişkileri yansıtır. Film, Adalı Hüseyin üzerinden Anadolu’nun sosyal gerçekliğini ve insan doğasının karanlık yönlerini ele alır.