Filmde, Muzaffer’in kız kardeşi Necla’nın yanlış bir ilişki nedeniyle hayatını kaybetmesi, Muzaffer’in dünyasını tamamen değiştirir ve onu büyük bir yalnızlığın içine sürükler. Bu acı olaydan sonra Muzaffer bir süre kaçak olarak yaşamak zorunda kalır ve geçmişinden koparak hayatta kalmaya çalışır. Zamanla olayların arkasında vatan aleyhine çalışan bir casusluk ve kaçakçılık çetesinin olduğunu öğrenen Muzaffer, kişisel acısını bir görev bilinciyle birleştirir. Polis arkadaşı Turgut ile (Bülent Oran) iş birliği yaparak çetenin izini sürmeye başlar ve adeta bir hafiye gibi tehlikeli bir kovalamacaya girer. Bu süreçte birkaç kez çete tarafından yakalanır ve ölümle burun buruna gelir, ancak her defasında kurtulmayı başararak mücadelesini sürdürür. Filmin finalinde hesaplaşma denizin ortasındaki bir gemide gerçekleşir ve büyük bir çatışma sonunda çete üyeleri gemideki dinamitlerin patlamasıyla etkisiz hale getirilir. Hikâye, hem kişisel intikamın hem de vatan mücadelesinin birleştiği dramatik bir sonla tamamlanır.