Filmde, at arabasıyla geçimini sağlayan Zeki, bir gün zengin bir iş adamının arabasıyla çarpması sonucu hastaneye kaldırılır. Yapılan kontrollerde kendisine beyin tümörü teşhisi konur ve yalnızca iki haftalık ömrü kaldığı söylenir. Bu durumu fırsata çeviren iş adamı ve bazı reklamcılar, Zeki üzerinden büyük bir yardım kampanyası başlatır. Zeki ise aslında sadece “ölmek üzere birini canlandırdığını” sanmakta, gerçek durumdan habersiz yaşamaktadır. Kısa sürede tüm ülkede tanınan Zeki, bir yardım sembolüne dönüşür ve halkın büyük ilgisini çeker. Zeki’nin en yakın arkadaşı Metin, gerçeği bilmektedir ve arkadaşının kalan günlerini mutlu geçirmesi için bu oyunu sürdürmesine destek olur. Bu süreçte Zeki, farkında olmadan kendi “ölüm hikâyesinin” merkezinde yaşamaya devam eder. Olaylara zaman zaman absürt ve komik karakterler de dahil olur. Kör Andon gibi figürler hikâyeye farklı bir renk katarak trajikomik atmosferi güçlendirir. Film, kampanyanın beklenmedik şekilde kontrolden çıkması ve planların ters gitmesiyle daha karmaşık bir hal alırken; yaşam, ölüm ve insanın toplum içindeki algısı üzerine hem dramatik hem de mizahi bir anlatı sunar.