Filmde, sokaklarda yaşayan, her biri farklı bir hayat mücadelesinin içinden gelen beş yoksul arkadaş; tavuk hırsızlığı, tombalacılık, şarkıcılık hayali ve kebapçılık gibi farklı işlerle geçimlerini sağlamaya çalışan bir grup olarak aynı barakayı paylaşır. Zamanla aralarındaki bu zorunlu birliktelik, güçlü bir dayanışmaya dönüşür ve onları gerçek bir “aile” haline getirir. Hikâyenin en duygusal kırılma noktası, mahallede sevilen küçük çocuk Yavuz’un ciddi şekilde hastalanmasıyla ortaya çıkar. Yavuz’un hayatını kurtarabilmesi için acil bir ameliyat gerekir ve bunun için büyük bir para gereklidir. Bu durum, grubun tüm dengelerini değiştirir. Beş kafadar, çocuğun hayatını kurtarabilmek için para bulmak adına farklı ve çoğu zaman absürt yöntemlere başvurur. Kan satmaya çalışmaktan küçük çaplı dolandırıcılıklara kadar uzanan bu süreç, hem trajik hem de komik olaylarla dolu bir maceraya dönüşür. Her deneme, onları daha büyük çıkmazlara sürüklerken aynı zamanda birbirlerine daha da bağlar. Grubun üyelerinden biri, zengin bir kızın dikkatini çekmek için diğer arkadaşlarını kendi ailesi ya da çalışanları gibi göstererek çeşitli komik ve karmaşık durumlara yol açar. Bu sahneler, filmin mizahi yönünü güçlendirirken karakterlerin çaresizliğini de gözler önüne serer. Tüm bu karmaşanın sonunda, arkadaşlar kendi bireysel çıkarlarını bir kenara bırakarak tek bir amaç etrafında birleşirler: Yavuz’u kurtarmak ve birbirlerine sahip çıkmak. Film, yoksulluk içinde doğan güçlü dostluk bağlarını, dayanışmayı ve fedakârlığı hem komik hem de duygusal bir anlatımla işler.