Cilalı İbo, mızıkasıyla bir yetenek yarışmasına katılmak isterken kendisine tıpatıp benzeyen bir başka kişinin şehre gelmesiyle büyük bir karışıklığın içine düşer. Bu benzerlik yüzünden insanlar sürekli İbo’yu yanlış kişi sanır ve olaylar giderek içinden çıkılmaz bir hale gelir. Hikâye, bir film stüdyosunda düzenlenen şarkıcı ve yıldız seçmeleri etrafında gelişir; İbo bu parıltılı dünyada kendine yer bulmaya çalışırken ünlü sanatçılarla karşılaşır ve hem şaşkın hem de komik durumlar yaşar. Stüdyoda sadece sanat değil, aynı zamanda büyük bir entrika da vardır. Gizli bir senaryonun çalınması planlanır ve İbo ile benzerinin karışması bu hırsızlık olayını tamamen altüst eder. Yanlış anlaşılmalar, kovalamacalar ve komik tesadüfler olayları daha da büyütür ve her şey bir karmaşaya dönüşür. Bu sırada filmde duygusal ve müzikal sahneler de yer alır; Mualla ve Mine karakterleri üzerinden gelişen ilişkiler hikâyeye romantik bir yön kazandırır. Dönemin sanatçı performansları ve müzikleriyle birlikte İbo’nun yaşadığı karışıklıklar hem eğlenceli hem de hareketli bir hikâye oluşturur ve tüm olaylar büyük bir komedi içinde çözülmeye çalışılır.