Yaz Evi
Ortalama puan
3,3
5 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.452 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
11 Haziran 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...

Aslı Ilgın Kopuz ile Aylin Alıveren'in kaleme aldıkları ve yönetmen koltuğunda da, Erdem Tepegöz'ün oturmak da olduğu "Yaz Evi"; fantastik bir aile draması olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

İzleyicisiyle, Amazon Prime platformu aracılığıyla buluşturulmasının yanı sıra...

Buram buram aşk ile yaz romantizmi kokan...

***

Ve...

Seyredilir seyredilmez de...

Hafızalara kazınmak yerine...

Birkaç saat sonrasında bile, unutulacak nitelik de bir görünüm sergilediği apaçık bir şekilde ortada olan, "sabun köpüğü" kıvamındaki bu tatil sezonu filmine, biraz daha yakından bakalım...

***

Tarihler, 2026 yılını gösterirken...

İstanbul'daki şirket ofisinde yapılan toplantıdaki dik başlılığı ve hazır cevaplığı sebebiyle, Müdürü (Esra Akkaya) tarafından çalıştığı işten kovulan 19 yaşındaki Selin (Mina Demirtaş)...

O üzüntüyle, toparlanarak doğrudan eve dönmek yerine...

Gecenin bir yarısına kadar...

Arkadaşı Asya (İpek Ersan) ile beraber bir barda takılıp ardından da eve döndüğünde...

***

Hırçınlıklarından bıkıp usandığı karısından ayrı bir biçimde...

Bir otel odasında, bir başına yaşayan ve tesadüfen de orada bulunan babası Sinan'ın (Çağdaş Onur Öztürk), ortamı tüm sakinleştirme çabalarına karşın...

***

Aniden...

Hem de, kimseye danışma gereği dahi duymadan, Bodrum'daki, "yazlık evlerini (Yaz Evi)" sattığını da rahatlıkla ifade edebilen...

Başına buyruk ve dominant karakterdeki, avukat annesi Zeynep'in (Selma Ergeç) hışmına uğramak da...

Çok da gecikmez...

***

Böyle olunca da...

Anneanneye ait, satılan evin içindeki özel eşyaları toplamak amacıyla...

Zaten işsiz de kaldığı için, bizzat annesi tarafından görevlendirilen Selin...

Otomobiline atladığı gibi soluğu...

Bodrum'da alıverirken...

***

Vardığında...

Bir köşede bulduğu şişedeki içkiyi yudumlayıp...

Eski aile albümlerindeki, 1996 yılından kalma fotoğrafları, teker teker karıştırır ve arkalarındaki notları da itinayla okurken...

Sızarak, birden uykuya dalıverir...

***

Uyandığında da kendini...

1996 yılının 9 Ağustos günün sabahında...

Tavırlarıyla, annesi Zeynep'in, geçmişteki birebir kopyası durumundaki anneannesi Sevinç (Nehir Erdoğan) ile dedesi Tanju'nun (Kamil Güler) evlerinde...

Genç yaşlarındaki annesi Zeynep'in (Derya Pınar Ak) Fransa'daki mektup arkadaşı "Céline (Selin)" olarak bulur...

***

Ve elbette...

Bulur bulmaz da düşüp bayılır...

Zira kendisi...

Ebeveynlerinin sandığının aksine Fransa'daki Céline olmak yerine...

Aslında, zamanda beklenilmedik bir yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine gitmiş, ailenin en küçük bireyi Selin'den başkası değildir...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamışızdır...

Dakika 25...

***

Aralarında...

Selin'in annesi Zeynep'e asılan Kaan'ın da (Tugay Erdoğan) bulunduğu...

Doruk (Emirhan Dönmez), Ezgi (Seda Dadaşova) ve Mine'den (Rüya Andaç) oluşan bir yazlık arkadaşı grubu ile...

Onlara, Zeynep için Kaan'la rekabete girecek olan Selin'in babası genç Sinan'ın da (Onur Seyit Yaran) katılacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı;

Sezen Aksu’nun “Kaçın Kurası” ve “Aldırma Deli Gönlüm” gibi duygusal derinliği yüksek parçalarından, Mustafa Sandal’ın “Bu Kız Beni Görmeli”, “Jest Oldu” ve “Denize Doğru” gibi enerjik hitlerine, Yaşar’ın “Gel Benimle”sininden Ümit Sayın’ın “Hicran”ına, Metin Arolat’ın “Dert Değil”inden Bora Öztoprak’ın “Seni Seviyorum”una ve Mert Köken’in “Al Beni”nesine uzanan 90'lı yılların popüler müzikleri eşliğinde...

Selin'in, Kaan'ın etkisi altından kurtaracağı annesi ile babasını bir araya getirme gayreti içine gireceği, sürprizlerle dolu...

80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler