Filmde, Türkan, kız kardeşi Filiz’i okutabilmek ve evin geçimini sağlamak için pavyonlarda şarkıcılık yapmak zorunda kalan fedakâr bir kadındır. Konsomatrislik yapmayı reddettiği için sık sık iş değiştirir ve zor şartlarda hayatını sürdürür. Filiz okulunu bitirip bir fabrikada işe başladığında, burada genç patron Ayhan’a âşık olur. Bir süre sonra Türkan da pavyon hayatını bırakarak aynı fabrikada çalışmaya başlar ve farkında olmadan olayların ortasına düşer. Fabrika patronu Ayhan ile Türkan arasında da zamanla bir yakınlaşma ve aşk doğar. Ancak Türkan, kardeşinin de aynı adama âşık olduğunu öğrenince büyük bir vicdan çatışması yaşar ve mutlu olma hakkından vazgeçerek geri çekilmeye karar verir. Bu sırada hayat yeniden Türkan’ı zor bir döneme sürükler ve tekrar eski pavyon günlerine dönmek zorunda kalır. Tam bu noktada neşeli, serseri ruhlu ama iyi kalpli bir adamın hikâyeye dahil olmasıyla dengeler değişir. Bu yeni karakter, Türkan’ın hayatına umut ve neşe getirir, olayları yumuşatır ve yaşanan karmaşayı çözerek hikâyenin daha umutlu bir sona doğru ilerlemesini sağlar.