Suna, çocukluğundan itibaren ağır şartlar içinde büyüyen, yalnız bırakılan ve hayatın acımasızlığı yüzünden fuhuş dünyasına sürüklenen bir kadındır. Yaşadığı tüm acıların sorumlusu olarak erkekleri görmeye başlayan Suna, zamanla onlara karşı büyük bir nefret geliştirir ve hayatına giren erkeklerle arasında duygusal değil çıkar temelli bir ilişki kurar. Ancak yıllar içinde sertleşen bu tavrının altında, derin bir kırgınlık ve geçmişin yarattığı büyük bir yalnızlık vardır. Hayatı karanlık bir döngü içinde devam ederken karşısına, ona diğer erkekler gibi yaklaşmayan samimi ve dürüst bir adam çıkar. Bu karşılaşma, Suna’nın içindeki öfke ve güvensizliği sarsar; ilk kez gerçekten sevildiğini hissetmeye başlar. Böylece geçmişinden uzaklaşıp yeni bir hayat kurma umudu doğar. Ancak toplumun önyargıları, geçmişinin peşini bırakmaması ve yaşadığı çevrenin baskısı bu değişimi kolaylaştırmaz. Film, Suna’nın geçmişiyle hesaplaşırken temiz bir başlangıç yapma mücadelesini ve aşkın ona sunduğu kurtuluş ihtimalini dramatik bir şekilde anlatır.