Filmde, Lale, şoför Osman’ın kızı olarak mütevazı bir hayat sürerken babasının ani kalp krizi geçirmesiyle bir anda büyük bir sorumluluğun altında kalır. Evin geçimini sağlamak zorunda kalan genç kadın, çaresizlik içinde iş aramaya başlar ve sonunda ünlü bestekâr Emin’in evinde, küçük kızı Gül’e mürebbiyelik yapma teklifini kabul eder. Bu yeni ortam, Lale için hem yabancı hem de bambaşka bir dünyanın kapısıdır. Zamanla Lale ile küçük Gül arasında güçlü bir bağ oluşur. Lale, Gül’e sadece ders veren biri değil, aynı zamanda onun için bir abla ve koruyucu figür haline gelir. Evin içine girdikçe Emin de bu temiz kalpli, fedakâr genç kadına karşı duygusal bir yakınlık hissetmeye başlar. Bu yakınlık zamanla aşka dönüşür, ancak her şey göründüğü kadar sakin değildir. Küçük Gül’ün aslında gizli ve ciddi bir hastalığı vardır. Ancak küçük kız, babasının üzülmemesi için fenalaştığını ve hastalığını herkesten saklar. Durumu fark eden Lale, Emin’e haber vermeden Gül’ü gizlice doktora götürür. Tamamen iyi niyetle yapılan bu davranış, evde yanlış anlaşılır. Lale’nin doktorla görüşmeleri ve gizli hareketleri, çevre tarafından farklı yorumlanır ve onun hakkında ağır iftiralar atılmasına neden olur. Bu yanlış anlaşılmalar sonucunda Lale, Emin’in evinden kovulur. Bir anda hem işsiz hem de yalnız kalan genç kadın, toplumun acımasız yüzüyle karşı karşıya kalır. Gururu kırılan Lale, hayatta kalabilmek için istemediği bir dünyaya, pavyon hayatına sürüklenir.