Filmde, Orhan, geçmişte ağabeyinin karıştığı yasa dışı işlere istemeden dahil olduğu için dört yıl hapis yatmış, çıktıktan sonra ise o karanlık hayatı tamamen geride bırakmaya karar vermiştir. Kendine yeni bir sayfa açarak taksi şoförlüğü yapmaya başlar ve dürüst bir şekilde ayakta kalmaya çalışır. Sokaklarda, kendi emeğiyle kazandığı bu yeni hayat onun için bir tür kefaret gibidir. Ancak kurduğu bu düzen, kızının ağır bir hastalığa yakalanmasıyla tamamen yıkılır. Küçük kızın tedavisi için gereken para çok yüksektir ve Orhan’ın kazandığı para buna asla yetmez. Her kapıyı çalmasına rağmen bir çıkış yolu bulamaz, çaresizlik giderek büyür. Tam bu noktada, geçmişi yeniden karşısına çıkar. Ağabeyi, yıllar önce bıraktığını sandığı karanlık dünyanın içindedir ve Orhan’a büyük bir soygun planı teklif eder. Bu teklif, Orhan için hem bir kurtuluş umudu hem de yeniden suça bulaşma tehlikesidir. Başta kesin bir şekilde reddetmeye çalışsa da, kızının durumu kötüleştikçe vicdanı ve çaresizliği arasında sıkışır. Zamanla Orhan, istemediği hâlde bu plana dahil olmayı kabul eder. Ancak bu karar, onu sadece bir suçun değil, aynı zamanda büyük bir iç çatışmanın da içine sürükler. Film, bir babanın çocuğunu kurtarmak için kendi ahlaki değerlerini nasıl zorladığını ve çaresizliğin insanı hangi sınırların ötesine ittiğini dramatik bir şekilde anlatır.