Filmde, Şehirde işlenen bir cinayet sonrası paniğe kapılan Mine Mutlu, yakalanmamak için her şeyi geride bırakır ve apar topar köyüne kaçar. Güvende olduğunu düşündüğü tek yer olan ablasının evine sığınır. Ablası ve eniştesi, onun bu ani gelişini sorgulamadan kabul eder ve Mine, geçmişini saklayarak burada yeni bir hayat kurmaya çalışır.
Fakat köyde zaman geçtikçe Mine’nin varlığı evdeki dengeleri bozmaya başlar. Özellikle enişteyle arasında önce fark edilmeyen, sonra giderek belirginleşen bir yakınlaşma oluşur. Bu yakınlık, kısa sürede bastırılamayan bir çekime ve yasak bir aşka dönüşür. Mine, bir yandan ablasına ihanet etmenin ağırlığını taşırken diğer yandan bu duygudan da kopamaz.
Öte yandan şehirde işlenen cinayet dosyası kapanmamış, polis iz sürmeye devam etmektedir. Mine her an ortaya çıkma korkusuyla yaşarken, evin içindeki yasak ilişki de giderek kontrol edilemez hale gelir. Enişte de vicdanı ile arzuları arasında sıkışır. Hem geçmişin peşini bırakmaması hem de evin içinde büyüyen bu tehlikeli ilişki, Mine’yi psikolojik olarak çöküşe sürükler. Film, suç, ihanet ve bastırılamayan duyguların insanı nasıl geri dönüşü olmayan bir noktaya getirdiğini dramatik bir şekilde anlatır.