Film, geçmişten gelen büyük bir sırla birbirlerinden habersiz yaşayan bir anne ile kızının yollarının İstanbul’da kesişmesiyle başlar. Hayatları farklı yönlerde akarken, kader onları aynı şehirde yeniden bir araya getirir ama bunu fark etmeleri zaman alır. Anne ve kız, birbirlerinden habersiz şekilde aynı adama âşık olurlar. Bu durum, hikâyenin merkezine büyük bir çatışma yerleştirir. Bir yanda anne geçmişinin izlerini taşırken, diğer yanda genç kız kendi aşkını yaşadığını sanmaktadır. Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıktıkça duygusal gerilim artar. Yeşilçam melodramlarının tipik yapısında olduğu gibi, karakterler sürekli fedakârlık yapmak, susmak ya da vazgeçmek zorunda kalır. Aşk, sadakat ve aile bağları arasında sıkışan bu üçlü, geri dönüşü zor kararlarla yüzleşir. Her biri kendi mutluluğundan bir parça feda ederken, hikâye giderek daha kırılgan bir hale gelir. İstanbul ise bu hikâyede sadece bir arka plan değil, karakterlerin yalnızlığını büyüten, onları sıkıştıran ve duygusal yüklerini ağırlaştıran bir atmosfer olarak yer alır. Şehrin kalabalığı içinde herkes kendi acısıyla baş başa kalır. Film, aşkın imkânsızlığı ve kaderin sertliği üzerine kurulu hüzünlü bir melodram olarak ilerler.