Filmde, Yusuf ile Gülcan, herkesin bildiği büyük bir aşkla birbirine bağlı genç bir çifttir. Ancak Gülcan’ın aniden yakalandığı ölümcül hastalık, hayatlarını bir anda altüst eder. Tedavi için gereken para çok büyüktür ve Yusuf’un bunu karşılaması imkânsızdır. Tam bu çaresizlik içinde, Yusuf’a uzun zamandır aşık olan köyün zengin kızı Emine devreye girer. Emine, bu durumu kendi lehine çevirir ve açık bir teklif yapar: Yusuf kendisiyle evlenmeyi kabul ederse, Gülcan’ın tüm tedavi masraflarını karşılayacaktır. Yusuf için bu teklif bir çıkmazdır; ya sevdiği kadını kaybedecek ya da kendi mutluluğundan vazgeçecektir. Büyük bir iç acısıyla Yusuf, Gülcan’ın hayatı için Emine’nin teklifini kabul eder. Bu karar onun için bir fedakârlık değil, adeta bir yıkım olur. Düğün hazırlıkları başlarken Yusuf’un iç dünyası parçalanır, Gülcan ise onun yaptığı bu fedakârlığı öğrenince acısına rağmen bunu kabullenmeye çalışır. Üçü de artık geri dönüşü olmayan bir yolun içindedir. Aşk, vicdan ve zorunluluk arasında sıkışan bu hikâye, Yeşilçam’ın en ağır melodramlarından birine dönüşerek kaderin acımasızlığını gözler önüne serer.