Filmde, Zengin bir ailenin kızı Gül ile Selim arasındaki büyük aşk, aile engelleriyle sarsılır. Gül’ün babası bu ilişkiyi kesinlikle onaylamaz ve gençleri birbirinden ayırmak için sert bir plan uygular. Selim’i iş bahanesiyle yurt dışına gönderirken, Gül’ü de ailesinden uzak bir yere, halasının yanına yollar. Böylece iki genç, birbirlerinden tamamen koparılır ve haber alamaz hale gelir. Bu ayrılığın etkisiyle Gül, Selim’in kendisini terk ettiğine inanır. Yalnızlık, baskı ve çaresizlik içinde büyük bir bunalıma sürüklenir. Bir süre sonra hamile olduğunu öğrenir ve hayatı daha da zor bir hale gelir. Ailesinden ve çevresinden tamamen kopan Gül, yaşadığı ağır psikolojik çöküşün etkisiyle doğum yaptıktan sonra bebeğini bir taksinin arka koltuğuna bırakıp kaçar. Taksici Sadri, arabasında bulduğu bu terk edilmiş bebeği önce şaşkınlıkla karşılar. Ancak zamanla bu çocuğa bağlanır, onu kendi evladı gibi sahiplenir ve tüm hayatını onun bakımına adar. Zorlu yaşamına rağmen bebeğe gösterdiği şefkat, onu hayata tutunduran en büyük güç olur. Yıllar sonra Gül gerçeği öğrenir ve yaptığı hatanın ağırlığıyla yüzleşir. Kaybettiklerinin geri dönüşü olmayan bir yıkım olduğunu fark ederken, hem Selim’le yarım kalan aşkı hem de bıraktığı çocuğun hikâyesi büyük bir vicdan hesabına dönüşür.