Filmde, Cemil, karısı Zeliha ve küçük oğlu Ömer’i köyde bırakıp Almanya’ya işçi olarak gider, ancak yıllar sonra döndüğünde ailesine tamamen yabancılaşmıştır ve artık onlarla yeni bir hayat kurmak yerine onlardan kurtulmayı planlamaktadır. Okuma yazması olmayan Zeliha’yı “seni Almanya’ya götüreceğim” diyerek kandırır ve boşanma evraklarını imzalatır, ardından oğlunu da yanına alarak İstanbul’a kaçar. Orada Almanya’da tanıştığı Marta ile yeni bir düzen kurmaya çalışırken, Zeliha gerçeği öğrenir ve tüm malını mülkünü satarak İstanbul’a gelir. Oğlunu bulmak ve Cemil’den hesap sormak için tek başına büyük bir mücadele başlatır. İstanbul’un karmaşasında verdiği bu hak arayışı, onun kararlılığı ve yaşadığı dram sayesinde dikkat çeker ve kısa sürede toplumun ve basının ilgi odağı haline gelir, böylece kişisel bir dram giderek geniş çaplı bir toplumsal olaya dönüşür.