Filmde, Gençlik yıllarında büyük travmalar yaşayan kadın, üvey babasının tacizi sonrası yaşanan olaylar yüzünden hapse girer ve bu süreçte sevgilisi tarafından da terk edilerek tamamen yalnız kalır. Bu iki büyük yıkım, onun hayata ve erkeklere bakışını kökten değiştirir. İstanbul’a döndüğünde “Arzu” kimliğiyle acımasız bir hayata sürüklenir ve kazandığı parayla Adalar’da lüks bir konak alarak haftanın iki günü “Sevda” kimliğiyle bambaşka bir hayata bürünür. Arzu olarak karanlık bir dünyada yaşarken, Sevda olarak saygın ve yardımsever bir kadın gibi tanınır. Adalar’da faytoncu Halil’in ona içten içe beslediği temiz aşk ve diğer tarafta zengin bir iş adamının onu bu karanlık hayattan kurtarma isteği arasında kalır. İki farklı kimlik arasında sıkışan kadın, hem geçmişiyle yüzleşmek hem de hangi hayatı seçeceğine karar vermek zorunda kalır ve bu ikilem giderek büyük bir duygusal çatışmaya dönüşür.