Filmde, Anne ve babasını kaybetmiş olan Macide, teyzesiyle birlikte küçük bir kasabada sakin bir hayat sürerken radyodan dinlediği ünlü bestekâr Vedat Süreyya’ya içten içe büyük bir hayranlık ve gizli bir aşk beslemektedir. Bir gün babasının eski dostu Süleyman Bey kasabaya gelir ve Macide’yi İstanbul’a götürerek kendi lüks evinde koruma altına alır. Ancak bu yeni hayat Macide için kolay olmaz; Süleyman Bey’in kızı Sacide ve arkadaş çevresi, onun taşralı geçmişi nedeniyle sürekli aşağılayıcı ve alaycı tavırlar sergiler. Bu evdeki dengeleri daha da karmaşık hale getiren şey ise Sacide’nin sevgilisinin, Macide’nin yıllardır hayalini kurduğu bestekâr Vedat Süreyya olmasıdır. Vedat, eve ilk geldiğinde Macide’ye diğerleri gibi mesafeli ve soğuk davranır; onu sıradan ve önemsiz biri olarak görür. Ancak zaman geçtikçe Macide’nin içtenliği, saflığı ve yaşadığı yalnızlık Vedat’ın dikkatini çeker ve aralarında beklenmedik bir yakınlaşma başlar. Bu durum hem Sacide’nin kıskançlığını artırır hem de evdeki gerilimi giderek büyütür. Macide, hem hayalini kurduğu aşk hem de içinde bulunduğu sosyal baskı arasında zor bir duygusal çıkmaza sürüklenir.